Tom Hardy Hakkında 53 İlginç Bilgi
Tom Hardy hakkında 53 ilginç bilgi: kamera arkası, kariyer ayrıntıları ve az bilinen notlar.
Tom Hardy'nin gençlik yılları, alkol ve crack kokain bağımlılığıyla mücadelesiyle geçti. Yirmili yaşlarının başında ve ortasında, stresle başa çıkmak için bu maddelere yöneldi ve bu süreçte kronik hafif depresyon olarak bilinen distimi hastalığıyla da boğuştu. Ancak 2003'ten bu yana tamamen ayık bir yaşam sürüyor ve bu dönüşüm, onun hem kişisel hem de profesyonel hayatında önemli bir dönüm noktası oldu.
Tom Hardy, The Revenant (2015) filmindeki John Fitzgerald rolünü, yakın arkadaşı Leonardo DiCaprio'nun ısrarı üzerine kabul etti. İkili, daha önce Christopher Nolan'ın Inception (2010) filminde birlikte çalışmış ve bu süreçte sağlam bir dostluk kurmuştu. DiCaprio'nun senaryoyu okuması için Hardy'yi ikna etmesi, filmin başarısında kilit bir rol oynadı.
Tom Hardy, oyunculuk eğitimi almak üzere Eylül 1998'de Drama Centre London'a katıldı. Ancak eğitimini tamamlamadan, HBO'nun efsanevi mini dizisi Band of Brothers (2001) için erken ayrıldı. Drama okulundaki sınıf arkadaşlarından biri olan Michael Fassbender da aynı dizide yer aldı; Hardy, Fassbender'ın okuldaki en yetenekli aktör olduğunu her zaman dile getirmiştir.
Hugh Jackman, X-Men serisindeki Wolverine rolünü bıraktıktan sonra, bu ikonik karakteri Tom Hardy'nin canlandırmasını görmek istediğini açıkça ifade etti. Jackman'ın bu dileği, Hardy'nin aksiyon ve karakter odaklı rollere olan yatkınlığının bir göstergesi olarak yorumlandı. Henüz böyle bir proje gerçekleşmemiş olsa da, hayranlar bu olasılığı heyecanla konuşmaya devam ediyor.
Jacob Tomuri, Tom Hardy'nin dublörü olarak Mad Max: Fury Road (2015), Legend (2015) ve The Revenant (2015) filmlerinde görev aldı. Hardy, Mad Max: Fury Road'un tanıtımı sırasında Tomuri'yi de basın toplantılarına çıkararak onun emeğini görünür kıldı. Bu jest, Hardy'nin ekip arkadaşlarına verdiği değeri ve setteki dayanışma anlayışını gözler önüne seriyor.
Tom Hardy'nin sağ elindeki serçe parmağı kalıcı olarak bükük duruyor. Bu durum, gençliğinde bir bıçağı doğrama tahtasına saplarken tendonunu kesmesi sonucu oluştu. Parmağını yumruk yapacak şekilde kapatabilmek için üç ameliyat geçirdi, ancak tam olarak düzeltilemedi. Bu fiziksel farklılık, Hardy'nin aksiyon sahnelerindeki sert görünümüne katkıda bulunan detaylardan biri.
Tom Hardy, Christopher Nolan'ın The Dark Knight Rises (2012) filminde Bane rolüne seçilmesinin, Bronson (2008) filmindeki performansına bağlı olduğunu düşünüyordu. Ancak daha sonra Nolan'ın aslında RocknRolla (2008) filmindeki oyunculuğundan etkilendiğini ve Bronson'u hiç izlemediğini öğrendi. Bu yanılgı, Hardy'nin kariyerindeki önemli rollerin nasıl şekillendiğine dair ilginç bir örnek.
Tom Hardy, oyunculuk eğitimini Richmond Drama School ve ardından Drama Centre London'da aldı. Bu kurumlar daha sonra Central Saint Martins ile birleşti. Hardy'nin bu köklü eğitim kurumlarındaki deneyimi, onun sahne ve ekran oyunculuğundaki teknik donanımının temelini oluşturdu.
Tom Hardy ve Benedict Cumberbatch, Stuart: A Life Backwards (2007) ve Tinker Tailor Soldier Spy (2011) filmlerinde birlikte rol aldılar ve yakın dost oldular. İkili, aynı zamanda Star Trek evreninde de yer aldı: Hardy, Star Trek: Nemesis (2002) filminde Shinzon'u canlandırırken, Cumberbatch Star Trek Into Darkness (2013) filminde kötü adam Khan Noonien Singh olarak karşımıza çıktı. Bu ortak projeler, aralarındaki dostluğu pekiştirdi.
Tom Hardy, hayranlık duyduğu aktör Sir Gary Oldman ile dört farklı filmde bir araya geldi: Tinker Tailor Soldier Spy (2011), Lawless (2012), The Dark Knight Rises (2012) ve Child 44 (2015). Oldman, Hardy'nin kariyerinde önemli bir ilham kaynağı oldu ve bu iş birlikleri, Hardy'nin ustalardan öğrenme fırsatı bulduğu dönemlere işaret ediyor.
Tom Hardy, Suicide Squad (2016) filminde Rick Flag rolü için seçilmişti, ancak The Revenant (2015) ile yaşanan takvim çakışması nedeniyle projeden ayrılmak zorunda kaldı. Yerine, Child 44 (2015) filminde birlikte çalıştığı Joel Kinnaman geçti. Bu değişiklik, Hardy'nin kariyerinde önemli bir rolü geri çevirmesine neden olan yoğun programının bir göstergesi.
Tom Hardy'nin gençliğinde Max adında bir köpeği vardı; bu isim, Mel Gibson'ın başrolünde olduğu Mad Max (1979) filmine bir saygı duruşuydu. Köpek 2011'de hayatını kaybetti. Yıllar sonra Hardy, Mad Max: Fury Road (2015) filminde baş karakter Max Rockatansky'yi canlandırarak bu isme adeta bir vefa borcunu ödedi.
Tom Hardy, karakterlerine ilham bulmak için reality TV programlarını izlemekten keyif aldığını söylüyor. Özellikle Come Dine with Me (2005) gibi yarışmalardaki gerçek insanların davranışlarını gözlemleyerek fikir edindiğini belirtiyor: "Bu harika bir insan izleme fırsatı. Onlardan karakter çalıyorum; herkesten bir şeyler alıyorum. Bir gün sizden de çalabilirim." Bu açıklama, onun oyunculuk yöntemine dair sıra dışı bir pencere açıyor.
Tom Hardy, gerçek hayatta yakın arkadaş olan iki ikonik suç figürünü canlandırdı: Charles Salvador'u Bronson (2008) filminde ve Kray ikizlerini Legend (2015) filminde. Bu iki yapım, Hardy'nin suç ve şiddet temalı karakterlere olan yeteneğini gözler önüne serdi ve onun bu tür rolleriyle anılmasını sağladı.
Tom Hardy, senarist Kelly Marcel ile birlikte iki televizyon dizisi yazdı ve her ikisi de yapım şirketlerine satıldı. Bu iş birliği, Hardy'nin sadece oyunculuk değil, aynı zamanda yazarlık alanındaki yeteneklerini de ortaya koydu. Projelerin içeriği hakkında detay verilmese de, bu satışlar onun sektördeki çok yönlülüğünü kanıtlıyor.
Tom Hardy, Joe Wright'ın Pride & Prejudice (2005) uyarlamasında Bay Darcy rolü için seçmelere katıldı ve role çok yaklaştı, ancak son anda Matthew Macfadyen'e kaptırdı. Bu kayıp, Hardy'nin kariyerinde bir dönüm noktası olabilirdi; ancak daha sonra aksiyon ve dram türlerindeki başarılı rolleriyle adını duyurdu.
Tom Hardy'nin Bronson (2008) filmindeki performansı ve Matthias Schoenaerts'ın Bullhead (2011) filmindeki oyunculuğu, Steven Ogg'a Grand Theft Auto V (2013) oyunundaki Trevor Phillips karakterini yaratırken ilham verdi. Ogg, bu ilham kaynaklarını Ekim 2013'te New York Comic-Con'da açıkladı. İlginç bir tesadüf olarak, Hardy ve Schoenaerts daha sonra Bullhead'in yönetmeni Michaël R. Roskam'ın The Drop (2014) filminde birlikte rol aldılar.
Tom Hardy, IMDb'nin 'En İyi Yıldızlar' listesinde 2012, 2015 ve 2017 yıllarında birinci sırada yer aldı. Bu sıralama, onun popülaritesinin ve sektördeki görünürlüğünün bir göstergesi olarak kabul edilir. Özellikle büyük bütçeli yapımlardaki rolleri, onu IMDb kullanıcılarının en çok takip ettiği isimlerden biri haline getirdi.
Tom Hardy, 2018 itibarıyla En İyi Film Oscar'ına aday gösterilen dört filmde rol aldı: Inception (2010), Mad Max: Fury Road (2015), The Revenant (2015) ve Dunkirk (2017). Bu filmler, hem eleştirmenlerden tam not aldı hem de Akademi'nin dikkatini çekti. Hardy'nin bu yapımlardaki performansları, onun prestijli projelerdeki tercihini ve yeteneğini ortaya koyuyor.
2009'da yönetmen Nicolas Winding Refn, Tom Hardy'nin tartışmalı İngiliz okültist Aleister Crowley'i canlandıracağı bir biyografik film duyurdu. Ancak 2016 itibarıyla proje hayata geçirilmedi. Bu duyuru, Hardy'nin sıra dışı ve karanlık karakterlere olan ilgisini gösterse de, film hâlâ raflarda bekliyor.
Tom Hardy, Variety dergisinin 'İzlenmesi Gereken En İyi On Aktör' listesinde yer aldı. Bu liste, sektörün gelecek vadeden yeteneklerini belirlemek amacıyla hazırlanıyor ve Hardy'nin adının bu listede olması, kariyerinin yükselişe geçtiği dönemin bir işaretiydi.
Tom Hardy, 2004 Laurence Olivier Tiyatro Ödülleri'nde 'In Arabia, We'd All Be Kings' oyunundaki performansıyla 'En Umut Veren Yeni Oyuncu' dalında aday gösterildi. Bu oyun, Hampstead Tiyatrosu'nda sahnelendi ve Hardy'nin sahne kariyerindeki önemli bir kilometre taşı oldu. Adaylık, onun tiyatrodaki yeteneğini de kanıtladı.
Tom Hardy ve Christian Bale, The Dark Knight Rises (2012) filminde birlikte rol almışlardı. 2016 Akademi Ödülleri'nde ikisi de En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dalında Oscar'a aday gösterildi: Hardy The Revenant (2015) ile, Bale ise The Big Short (2015) ile. Bu durum, iki usta oyuncunun aynı yıl yarıştığı nadir anlardan biriydi.
Tom Hardy'nin babası Chips Hardy (doğum adı Edward John Thomas Hardy Sr.), ailesinde üniversite eğitimi alan ilk itfaiyeciydi. Bu detay, Hardy'nin aile geçmişindeki sıra dışı bir başarıya işaret ediyor ve onun sanatçı kimliğinin yanında ailesinin de ilginç hikâyeler barındırdığını gösteriyor.
Tom Hardy, Doug Liman'ın Everest filminde dağcı George Mallory'yi canlandırmak için anlaşmıştı, ancak projeden ayrıldı. Yerine, Black Hawk Down (2001) filminde birlikte çalıştığı Ewan McGregor geçti. Hardy'nin bu kararı, o dönemdeki yoğun programı ve farklı projelere odaklanma isteğiyle ilişkilendirildi.
Tom Hardy, 2018 Kraliçe'nin Doğum Günü Onur Listesi'nde drama alanındaki hizmetlerinden dolayı CBE (Britanya İmparatorluğu Nişanı Komutanı) unvanına layık görüldü. Bu ödül, onun İngiliz tiyatro ve sinemasına yaptığı katkıların resmî bir takdiri olarak kabul edildi. Hardy, bu onuru alarak ülkesinin kültürel elçilerinden biri haline geldi.
2015'te Tom Hardy, Alejandro G. Iñárritu'nun yönettiği The Revenant (2015) filminde Leonardo DiCaprio ile birlikte rol aldı. Film, 12 Akademi Ödülü adaylığı elde etti ve Hardy, bu filmdeki John Fitzgerald performansıyla kariyerinin ilk Oscar adaylığını aldı. Bu yapım, onun Hollywood'daki konumunu sağlamlaştırdı.
Tom Hardy, Empire Online'ın 'En Seksi 100 Film Yıldızı' listesinde 17. sırada yer aldı. Bu liste, okuyucuların oylarıyla belirleniyor ve Hardy'nin bu listede üst sıralarda olması, onun sadece oyunculuğuyla değil, aynı zamanda ekrandaki karizmasıyla da geniş bir hayran kitlesi edindiğini gösteriyor.
İngiliz bağımsız rock grubu Trampolene, Tom Hardy'ye adanmış bir şarkı yayınladı. Şarkı, 26 Şubat 2016'da piyasaya sürüldü. Bu jest, Hardy'nin popüler kültürdeki etkisinin bir göstergesi olarak kabul edildi ve müzisyenlerin ondan ilham aldığını ortaya koydu.
Tom Hardy, 21 yaşındayken 'The Big Breakfast's Fine Me a Supermodel' adlı bir yarışmayı kazandı ve bu sayede Models One ajansıyla kısa süreli bir modellik sözleşmesi imzaladı. Bu deneyim, onun oyunculuk kariyerine başlamadan önceki dönemdeki ilginç bir adımıydı ve sektördeki ilk temaslarından biri oldu.
Tom Hardy, 2003 London Evening Standard Tiyatro Ödülleri'nde 'Blood' ve 'In Arabia, We'd All Be Kings' oyunlarındaki performanslarıyla 'Üstün Yeni Oyuncu' ödülünü kazandı. Aynı yıl, Paul Popplewell, Jesse Spencer ve Orlando Wells ile birlikte 'The Modernists' oyununda başarılı bir dönem geçirdi. Bu ödüller, onun tiyatro kariyerinin ne kadar parlak başladığını gösterdi.
Tom Hardy, aksiyon komedisi This Means War (2012) filminde Chris Pine ile birlikte çalıştı. İkili, aynı zamanda Star Trek evreninde de yer aldı: Hardy, Star Trek: Nemesis (2002) filminde Shinzon'u canlandırırken, Pine, Star Trek (2009) filminde James T. Kirk rolüyle ünlendi. Bu ortak projeler, iki oyuncunun kariyerlerindeki kesişim noktalarını oluşturdu.
Tom Hardy ve Sir Idris Elba, suç komedisi RocknRolla (2008) filminde birlikte rol aldılar ve yakın dost oldular. İkili, Star Trek evreninde de yer aldı: Hardy, Star Trek: Nemesis (2002) filminde, Elba ise Star Trek Beyond (2016) filminde göründü. Bu dostluk, iki İngiliz oyuncunun Hollywood'daki dayanışmasının bir örneği olarak dikkat çekiyor.
Tom Hardy, askeri dramalarda sıkça boy gösterdi. HBO'nun Band of Brothers (2001) dizisindeki çıkış rolü, onun kariyerinde bir dönüm noktasıydı. Ardından Black Hawk Down (2001) ve Dunkirk (2017) gibi önemli yapımlarda yer aldı. Bu filmler, Hardy'nin savaşın insan üzerindeki etkisini yansıtabilme yeteneğini gözler önüne serdi.
Tom Hardy, hem bir Star Trek filminde (Star Trek: Nemesis, 2002) hem de bir Batman filminde (The Dark Knight Rises, 2012) kötü adamı canlandıran tek aktör olma unvanına sahip. Bu iki ikonik yapımda da başarılı bir performans sergileyerek, bilim kurgu ve çizgi roman uyarlamalarındaki kötü karakterlere getirdiği yorumla hafızalara kazındı.
Tom Hardy, The Drop (2014) filmindeki rol arkadaşı Matthias Schoenaerts ile Interview dergisinin Mayıs 2015 sayısı için bir röportaj gerçekleştirdi. Röportaj sırasında Hardy, Schoenaerts ile tekrar çalışmak istediğini dile getirdi. Bu görüşme, iki oyuncunun arasındaki saygı ve dostluğu gözler önüne serdi.
Tom Hardy, Takashi Miike'nin İngilizce dilindeki ilk filmi olan ve Yakuza dünyasını konu alan 'The Outsider' filminde rol almak için seçilmişti, ancak projeden ayrıldı. Ardından Miike de projeden çekildi. Bu gelişmeler, filmin yapım sürecindeki zorlukları ve Hardy'nin kariyerindeki seçici yaklaşımını ortaya koyuyor.
Tom Hardy'nin kariyerinde ilginç bir desen göze çarpıyor: 2012'de The Dark Knight Rises (2012) filminde Bane rolüyle filmin büyük bölümünde maske taktı. 2013'te Locke (2013) filminde neredeyse tüm film boyunca bir araç içinde kaldı. 2015'te ise Mad Max: Fury Road (2015) filminde hem araç içinde hem de maske takarak bu iki unsuru birleştirdi. Bu üçleme, onun fiziksel kısıtlamalara rağmen güçlü performanslar sergileyebilme yeteneğini gösteriyor.
Tom Hardy'nin içecek tercihleri oldukça geniş bir yelpazeye yayılıyor: kahve, kola, maden suyu, meyve suları, Red Bull ve çay. Bu detay, onun günlük yaşamına dair küçük bir pencere açıyor ve hayranlarının ilgisini çeken sıradan ama samimi bir bilgi olarak öne çıkıyor.
Tom Hardy, sinema kariyerine Black Hawk Down (2001) filmiyle başladı ve bu filmde Eric Bana ile birlikte çalıştı. İkili, daha sonra Star Trek evreninde de yer aldı: Hardy, Star Trek: Nemesis (2002) filminde, Bana ise Star Trek (2009) filminde rol aldı. Bu ortaklık, Hardy'nin ilk film deneyiminden itibaren önemli isimlerle çalıştığını gösteriyor.
Tom Hardy, sinema kariyerinde unutulmaz karakterlere hayat verdi: Christopher Nolan'ın The Dark Knight Rises (2012) filminde Batman'in düşmanı Bane, Mad Max: Fury Road (2015) filminde anti-kahraman Max Rockatansky ve karma dövüş sanatları draması Warrior (2011) filminde Tommy Conlon. Bu roller, onun hem fiziksel dönüşümlerini hem de duygusal derinliğini sergilediği yapımlar olarak öne çıkıyor.
Tom Hardy, Paddy Considine ile üç farklı yapımda bir araya geldi: Peaky Blinders (2013), Child 44 (2015) ve MobLand (2025). Ayrıca yakın arkadaşı Noomi Rapace ile The Drop (2014) ve Child 44 (2015) filmlerinde başrolü paylaştı; her iki filmde de birbirlerinin aşk ilgisini canlandırdılar. Bu iş birlikleri, Hardy'nin sektördeki güçlü bağlarını ve tekrarlayan partnerlerle çalışma tercihini gösteriyor.
Tom Hardy, Kongre Kütüphanesi tarafından 'kültürel, tarihsel veya estetik açıdan önemli' bulunarak Ulusal Film Kaydı'na seçilen bir filmde rol aldı: Inception (2010). Bu film, Christopher Nolan'ın başyapıtı olarak kabul edilir ve Hardy'nin bu listede yer alan bir yapımda oynaması, onun sinema tarihine katkıda bulunan projelerde yer aldığını gösteriyor.
Tom Hardy'nin kariyeri, oyunculuktan önce müzikle iç içe geçti. Arkadaşı Edward Tracy ile 'Tommy No 1 + Eddie Too Tall' adı altında rap ve hip-hop prodüksiyonu yaptılar ve 'Falling On Your Arse In 1999' adlı bir mixtape kaydettiler; bu kayıt Ocak 2018'e kadar yayınlanmadı. Ayrıca, süper grup Czarface'in albümlerinde 'Frankie Pulitzer' takma adıyla yer aldı. Bu deneyimler, onun sanatsal çok yönlülüğünün erken bir göstergesiydi.
Tom Hardy, 2010 yılında gençlere yönelik eğitim ve mentorluk programları sunan The Prince's Trust adlı yardım kuruluşunun elçisi oldu. 2012'de ise nişanlısı (daha sonra eşi) Charlotte Riley ile birlikte bağırsak kanseriyle mücadele eden Bowel Cancer UK kuruluşunu desteklemeye başladı. Bu hayır işleri, Hardy'nin toplumsal sorumluluk bilincini ve yardımseverliğini ortaya koyuyor.
Tom Hardy, 2018'de Kraliyet Deniz Piyadeleri tarafından desteklenen REORG Brezilya Jiu-Jitsu Vakfı'nın baş elçisi oldu. Bu vakıf, askeri personel ve gazilere fiziksel ve zihinsel zorluklarla başa çıkmaları için Brezilya jiu-jitsu eğitimi veriyor. Hardy, bu spora olan tutkusuyla biliniyor ve 19 Haziran 2023'te mor kuşağa, 2 Şubat 2026'da ise kahverengi kuşağa terfi etti.
Tom Hardy, Brezilya jiu-jitsu ve Capoeira'ya olan tutkusuyla tanınıyor. Bu sporlarda birçok yarışma kazandı; bunlardan biri de 18 Eylül 2022'de düzenlenen 2022 UMAC Brezilya Jiu-Jitsu Açık Şampiyonası'ydı. Hardy'nin bu başarıları, onun sadece ekranda değil, gerçek hayatta da disiplinli ve rekabetçi bir sporcu olduğunu gösteriyor.
Tom Hardy, Gazze savaşı sırasında ABD Başkanı Joe Biden'a hitaben yazılan Artists4Ceasefire açık mektubunu imzaladı. Mektupta, derhal ve kalıcı bir ateşkes, tüm rehinelerin serbest bırakılması ve Gazze'deki sivillere insani yardım ulaştırılması talep ediliyor. Mektupta ayrıca, 'Tüm yaşamın kutsal olduğuna, inanç ve etnik kökene bakılmaksızın inanıyoruz ve Filistinli ve İsrailli sivillerin öldürülmesini kınıyoruz' ifadesi yer alıyor. Hardy'nin bu imzası, onun siyasi ve insani konulardaki duyarlılığını gösteriyor.
Tom Hardy, 13 Kasım 2020'de Birleşik Krallık'ta 'Star Trek' serisini kutlamak amacıyla basılan 18 anma posta pulundan oluşan sette, canlandırdığı Shinzon karakteriyle yer aldı. Pullar, kaptanlar ve mürettebat üyelerini onurlandıran 12 ayrı pul ile kahramanlar ve kötü adamları vurgulayan 6 pulluk bir hatıra sayfası olarak tasarlandı. Tüm pullar ilk sınıf olarak işaretlendi ve çıkarıldıkları gün 76 peni değerindeydi. Hardy'nin bu sette yer alması, onun Star Trek evrenindeki etkisinin bir göstergesi.
Tom Hardy, Ewan McGregor ve Olivia Colman ile aynı basın temsilcisini paylaşıyor. Hardy'nin sol kolunda temsilcisinin adının dövmesi bile var. Olivia Colman ile birlikte Bianca Golden ve London Road (2015) filmlerinde çalıştılar. Bu ortaklık, Hardy'nin sektördeki profesyonel ilişkilerinin ne kadar köklü olduğunu gösteriyor.
Tom Hardy'nin oğlu Louis Thomas Hardy'nin vaftiz babası, senarist ve yapımcı Brett C. Leonard'dır. Leonard, Hardy'nin yakın arkadaşı olarak biliniyor ve bu vaftiz babalığı, aralarındaki güçlü bağın bir işareti. Bu detay, Hardy'nin özel hayatındaki önemli ilişkilere ışık tutuyor.
Tom Hardy, Fransızcayı akıcı bir şekilde konuşabiliyor. Çocukluğunda ailesiyle birlikte sık sık Fransa'nın güneyine gittiği için bu dili öğrenme fırsatı buldu. Bu dil becerisi, onun uluslararası projelerde daha rahat çalışmasını sağlamış ve kariyerine katkıda bulunmuştur.
Tom Hardy'nin soy ağacı, babasının tarafında İngiliz, annesinin tarafında İrlandalı köklerine dayanıyor. Bu çok kültürlü miras, onun kimliğinin ve oyunculuğuna yansıyan derinliğin bir parçası olarak görülüyor. Hardy, bu kökenleriyle gurur duyduğunu çeşitli röportajlarında dile getirmiştir.
Bu sayfadaki bilgiler kaynaklarıyla birlikte derlenir ve düzenli olarak gözden geçirilir. Bir hata gördüysen düzeltme politikamıza göz atabilir, aşağıdaki düğmeyle bize bildirebilirsin.
Hata bildirBu yazıdaki insanlar
Yorumlar
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun.
Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yaz.
Terms of Endearment
Manhunter
Death Note
Spirited Away
Gilda
The Bitter Tears of Petra von Kant
Cosmos
The Wolf Man
Stalker
BioShock Infinite