AnalizKitap
Yeraltından Notlar Üzerine
Kitap o kadar karanlık, kasvetli, bilinç ve acı dolu ki insanı kaçınılmaz olarak acıya ve yalnızlığa sevk ediyor. Tabii ben Yeraltından Notlar'ı elime aldığımda bir bebeği elime almış gibi oluyorum; kitap benim ruh hâlime çok uygun. Kitabı okurken sanki üzerinize bir gülle bırakılmış ve siz de onu tutmakta zorlanıyorsunuz. Dostoyevski bu kitapta yine kendini anlatır, çünkü bu kadar iyi bir tasvir ancak onu gerçekten yaşamış biri tarafından yapılabilirdi. Bu sebeple Yeraltından Notlar harika bir varoluş kitabıdır; yine insanı kaçınılmaz olarak varoluşa sürükler. Bir epistemiden fazlasıdır bu kitap. Dostoyevski'nin ruh hâlini anlatmakta başarılı olduğu kitabıdır.
Evet, kitap kesinlikle Dostoyevski'nin acı dolu hayatını anlatıyor. Bilinç üzerine sözleri aslında herkesin kanayan yarası. Ne kadar çok bilinç, o kadar çok acı demektir; çünkü insan anladıkça, farkında oldukça acı çeker. İnsan derin bir yüreğe sahiptir, çok hisseder. Ruhu, ipini koparmış bir köpek gibi bedenden çıkıp kaçmak, dünyadan affını istemek ister; çünkü acılar kat kat dikilmiş bir gökdelen gibidir. Fazla bilincin insanı kaçınılmaz olarak acıya sevk ettiği düşüncesiyle kendine daha da acı ekler. Her neyse, acının tasvirini bu kadar iyi yapan bir kitap okumadım. Suç ve Ceza benim için vicdanın tasvirini en iyi yapan kitaptır; bu da acının tasvirini çok iyi yapar. Arkadaşlarıyla buluştuğunda içinden geçenleri söyleyememesi pek acıdır, çünkü geniş bir bilinç insana düşüncelerini bile her yerde söyletmez.
Dostoyevski bu kitapta aslında insanlığa iki çeşit acının var olduğunu söyler: Biri fiziksel, diğeri ruhsal. Ruhsal olanı kimi zaman daha kötüdür. Çünkü Dostoyevski bu kitapta, acının boyutunun fiziksel ya da duygusal şiddetin boyutunda değil, kalbin derinliğinde olduğunu söyler. Yani hassas bir kalp bir ayrılıktan daha çok etkilenir; bir ölüm onu daha çok acıtır. Duygusal olmayan insan da üzülür, fakat derin bir yüreğe sahipseniz acınız da o oranda artacaktır.
Çekilen acının ölçütü yürektir, yaşanılan olayın büyüklüğü değil.
Bu söz Yeraltından Notlar'da geçmiyor; benim yıllar önceki bir aforizmam. Dostoyevski de kitapta bunu anlatmaya çalışmış. Yeraltı adamının yerinde başkası olsaydı (ki yeraltı adamı Dostoyevski'nin kendisidir; yani Dostoyevski kendisinin yerine başkasını yazsaydı) bu, çok daha başka bir kitap olacaktı; çünkü çekilen acıları çeken yürekler çok farklı. Dostoyevski'nin yaşadığı acı dolu hayatın yanında, çektiği acılar aslında onun hassas bir kalbe sahip olmasından kaynaklanıyor. Yeraltından Notlar, geniş bir bilince ve hassas bir kalbe sahip bir adamın anlatısıdır. İşte çok geniş bir bilince sahip insanlar arkadaşlarının yanında da böyle sessiz kalırlar; her şeyden gocunurlar ve istenmezler. Çünkü geniş bir bilince sahip insanı kimse istemez; en azından benim hayatımda gördüğüm kadarıyla böyleydi. Dar kafalı insanlar daha çok sevilir, çünkü ortalamadırlar.
Ayrıca bu hayat, ortalama bir insana göre tasarlanmıştır. Yani zeki insanların toplumda yer edinmekte zorlanmasının sebebi, hayatın onlara göre tasarlanmamış olmasıdır.
Kitap, varoluş kaygısı üzerine varoluş kaygısı taşıyor. Ben gerçekleri anlatanları severim; tatlı bir yalana inanmaktansa acı bir gerçek benim için yeğdir. Hiçbir gerçek de acı değildir; gerçeğin gerçek olması onu başlı başına önemli yapar. Bu önem, anlattığı şeyleri derinleştiriyor. Yeraltından Notlar'da bir kurgudan ziyade gerçekleri okuyoruz. Kitapta belli başlı çarpıklıklar var, fakat bunlar anlatıcının karışık ruh hâlinden kaynaklanıyor. Suç ve Ceza'da da birtakım kurgusal hatalar var.
Yeraltından Notlar; özü acı, gerçek, varoluş, bilinç ve yürekle dolu bir kitap. Fazla neşeli ve şen şakrak insanlara ağır gelir.


