İlk olarak 1932'de geçen filmde Top Hat (1935) filminin gösterilebilmesi için zaman aralığı 1935'e çıkarıldı.
Gerçekte Michael Clarke Duncan, rol arkadaşı David Morse ile aynı boydaydı ve James Cromwell'den birkaç santim daha kısaydı. Diğer şeylerin yanı sıra, Duncan'ın John Coffey rolünde hapishane personelinden, hatta "Brutal" Howell ve Warden Moores'tan üstün olduğu yanılsamasını yaratmak için yaratıcı kamera açıları kullanıldı. Paul, Coffey ve Brutal'ın aynı çekimde olduğu bir sahnede Michael Clark Duncan bir kalasın üzerinde, David Morse yerde ve Tom Hanks sırf bu amaçla yere kazılmış bir siperde duruyordu.
Yapım Hikâyesi 11
Yaşlı Paul Edgecomb'u da başta Tom Hanks oynayacaktı, ama makyaj testlerinde inandırıcı bir yaşlı adam olamadı; rol Dabbs Greer'e geçti.
Yönetmen Frank Darabont senaryoya tam başlarken kedisinde tümör çıktığını öğrendi. Kedi ölmek üzereydi ama acı çekmiyordu, bu yüzden uyutmamaya karar verdi; "The Green Mile"ı uyarlarken evde ona baktı. Masasında ona uzun süre eşlik ettiği için kediye "ortak yazar" ya da "yardımcı pilot" diyordu. Darabont şöyle anlatıyor: "Bu tam da 'Green Mile' idam koğuşu deneyimiydi... Yazma süreci de büyük ölçüde öyleydi. Gerçekten değer verdiğim bir canlı o yolu yürüyordu." Kedi iki ay sonra, senaryonun bittiği sıralarda öldü.
Hikâye aslında 1932'de geçiyordu; Top Hat (1935) gösterilebilsin diye 1935'e kaydırıldı.
Stephen King'in The Green Mile romanı ilk olarak Mart-Ağustos 1996 arasında, 100 sayfalık karton kapaklı bölümler hâlinde yayımlandı. King hikâyeyi Desperation'ı yazarken geliştirmeye başlamıştı; o romanı bitirmesi gerekiyordu, ama idam mahkûmu hikâyesinin nereye varacağını da merak ediyordu. King'in yabancı yayın haklarını satan arkadaşı Ralph Vicinanza, İngiltere'deki başka bir arkadaşıyla Charles Dickens üzerine sohbet ederken Dickens'ın romanlarını sık sık gazete ve dergilerde tefrika ettiğini öğrenmişti; King'e de ABD'de bir kitabı bu yolla yazmayı önerdi. Vicinanza son dönemde hiçbir romanın böyle yazılmadığını sanıyordu. Yanılıyordu: Tom Wolfe, The Bonfire of the Vanities'in ilk taslağını Rolling Stone'da tefrika etmişti. The Green Mile, King'in tefrika olarak çıkan tek hikâyesi de değildi: Dark Tower serisi, 1982'den 2004'e 22 yıla yayılan yedi tam boy kitaptan oluşuyordu.
Yapımcılar John Coffey'yi oynayacak oyuncuyu bulmakta zorlanırken Bruce Willis, Armageddon'da (1998) birlikte oynadığı Michael Clarke Duncan'ı önerdi.
Filmin başlarında Paul, Percy'ye "Get the fuck off my block" diye bağırıyor; bu replik sonradan "Get the hell off my block" diye yeniden seslendirildi.
John Coffey adı, üniversite hocası Rev. John Coffee'den geliyor. Boston'daki Emerson College'da tarih öğreten Coffee, Mayıs 2005'te emekli oldu. Stephen King onunla bir kez karşılaşmış, adını çok beğenmiş ve "The Green Mile"da kullanmış.
Dabbs Greer'in son filmi. Greer sağlık sorunları yüzünden rolü önce geri çevirmişti, ama yönetmen Frank Darabont onu kadroda görmekte kararlıydı; Greer'in sağlığı oynayabilecek kadar düzelene kadar çekimleri onun karakterinin çevresinden yürüttü.
Tom Hanks, Forrest Gump (1994) yüzünden The Shawshank Redemption'daki (1994) Andy Dufresne rolünü geri çevirmek zorunda kalmıştı; Paul Edgecomb'u Frank Darabont'a bir jest olarak kabul etti.
DVD ekstralarından birine göre Stephen King bu filmi kendi eserlerinin en sadık uyarlaması saymış.
Başlangıçta Tom Hanks yaşlı Paul Edgecomb'u oynayacaktı ancak makyaj testleri onu yaşlı bir adam olacak kadar güvenilir göstermedi. Dabbs Greer onun yerine yaşlı Paul Edgecomb rolünü üstlendi.
Kamera Arkası 24
Cezaevinin arkasındaki o dev tuğla duvar hafif fiberglastan yapıldı; kamera ve ışığa yer açmak için bütün duvarlar yerinden oynatılabiliyordu.
Michael Clarke Duncan gerçekte David Morse'la aşağı yukarı aynı boydaydı, James Cromwell'den ise birkaç santim kısaydı. John Coffey'nin cezaevi personeline, hatta "Brutal" Howell'a ve Müdür Moores'a bile tepeden bakıyormuş gibi görünmesi için yaratıcı kamera açıları gibi çeşitli hilelere başvuruldu. Paul, Coffey ve Brutal'ın aynı karede olduğu bir sahnede Michael Clarke Duncan bir tahtanın üstünde, David Morse yerde, Tom Hanks ise sırf bunun için kazılmış bir çukurun içinde durdu.
Doug Hutchison'a göre setteki her hafta "Percy'ye eziyetin başka bir bölümü"ydü.
Frank Darabont'a göre elektriğin sesi, zincirinden boşanmış bir canavar gibi duyulsun diye tasarlandı.
Michael Clarke Duncan dev gibi görünsün diye Coffey'nin yatağı kısa yapıldı.
Gardiyanlar filme "otantik" bir hava katmak için üniforma giyiyor, oysa filmin geçtiği dönemde üniforma yoktu. Kitapta ise The Mile'da çalışan bütün gardiyanların üniformalı olduğu yazıyor.
Michael Clarke Duncan, 1935'te yaşayan bir adama daha çok benzesin diye çekimler süresince ağırlık çalışmayı bırakmak zorunda kaldı.
Filmde on beş fare kullanıldı; her biri aylarca ayrı numaralar için eğitildi.
Mr. Jingles'ın puro kutusu, ABD'nin en eski puro üreticisi Marsh Wheeling'in.
Yapımcı David Valdes'e göre Michael Jeter kadronun ruhuydu; Michael'ın son çekim gününde Tom Hanks'in ağladığını hatırlıyor.
Paul'ün John'un elini tutunca gördüklerini anlatan bölüm, rüya gibi bir hava versin diye daha yavaş bir hızda çekildi.
Melinda'yı hasta gösterebilmek için makyözler kaşlarını yokmuş gibi gösterdi.
Tom Hanks her cuma akşamı bütün ekibe yemek ısmarladı.
Stephen King sete her geldiğinde Tom Hanks Paul Edgecomb'luktan çıkmadı. King ona Old Sparky'ye oturmak isteyip istemediğini sorduğunda Hanks, koğuşun sorumlusu olarak bunu reddetti.
Tom Hanks ceketini silermiş gibi yapmıyordu: fare sahnede gerçekten üstüne dışkıladı.
Oyuncular çoğu zaman fareye değil, yere tutulan bir lazer noktasına bakıyordu.
E Blok, kameralar oyuncuları daha uzun planlarla izleyebilsin diye tek parça dev bir set olarak kuruldu.
Sam Rockwell kitaba sadık kalmak için makyaj ekibinden çıplak sahnesi için sahte sivilceler istedi.
Yönetmen Frank Darabont'a göre Doug Hutchison'a (Percy) hayatında duyduğu en gıcırtılı ayakkabılar verilmişti. Darabont bunu büyük bir şans, "son derece harika, sinir bozucu bir karakter özelliği" saydı ve filmde bıraktı; ayakkabıların ne kadar ses çıkardığı yer yer duyuluyor.
Michael Clarke Duncan'ın dublörü Rodney Barnes'tı. Barnes'ın anlattığına göre sete bir polis aracının içinde saklanarak gizlice girmiş, Frank Darabont'un karşısına çıkıp iş istemişti. Darabont bu çabadan etkilenip onu işe aldı. Barnes filmde çalışmayı en sevdiği yazar Stephen King'le tanışabilmek için istiyordu.
Stephen King setini ziyaret ettiğinde nasıl bir his olduğunu görmek için Old Sparky'ye bağlanmak istedi; hoşuna gitmedi ve çözülmeyi istedi.
Michael Jeter Cajun aksanını tutturmak için bir şive hocası tuttu.
Frank Darabont bütün şimşekleri yıldırım makinesiyle bizzat kendisi çaktı: "Üzerinde düğmeler olan küçük bir kontrol panelim var ve çıldırabiliyorum."
Ekip, David Morse'a çikolatalı yapışkan bir karışım fışkırtmak için küçük bir top yaptı. Karışım Morse'a öyle sert çarptı ki burnuna, gözlerine ve ağzına doldu. Morse hiç hoşlanmadı, çünkü çikolataya alerjisi var.
Karakterler ve Oyuncular 3
Stephen King'in romanında Percy Wetmore 21 yaşında, ama çekimlerde Doug Hutchison 39'undaydı. Yönetmen Frank Darabont'a 30'larının başında ya da ortasında olduğunu söylemişti. The Salton Sea (2002) için seçmeye gittiğinde de yönetmen onu "çok genç" bulunca yaşını kanıtlamak için ehliyetini gösterdi.
Romanda Harry Terwilliger genç bir bekâr, Paul'ün üçüncü adamı Dean Stanton ise durmadan gözlüğünü silen bir aile babası. Filmde tam tersi: görünüşler ve adlar yer değiştirmiş (gözlüğü Harry takıyor vb.). Ama hem filmde hem kitapta Wild Bill'in saldırısına uğrayan Dean.
Tom Hanks, sonraki filmi "Cast Away" için kiloyu bu filmin çekimlerinde almaya başladı; orta yaşlı bir cezaevi gardiyanını oynamanın göbekli görünmek için iyi bir fırsat olduğunu düşündü.
Göndermeler ve Referanslar 8
Paul ile Brutus John Coffey'i gece dışarı çıkardığında John yıldızlara bakıp "Bak patron, Cassie, sallanan sandalyedeki kadın" diyor. Bu, Cassiopeia takımyıldızına bir gönderme; Yunan mitolojisinde Kraliçe Cassiopeia çoğu zaman tahtında otururken resmedilir.
Barry Pepper'ın oynadığı karakterin adı Dean Stanton. İnfazlara yardım eden mahkûm Toot-Toot'u ise kariyerinin başında sık sık Dean Stanton adıyla anılan Harry Dean Stanton oynuyor.
Percy, Arlen Bitterbuck idam edildikten sonra ona saygısızca "Şef" diyor. Brutus buna karşı çıksa da "Şef", Bitterbuck'ın romandaki asıl lakabı.
Percy, Mr. Jingles'ı ilk gördüğünde ona "skorbüt" diyor; skorbüt C vitamini eksikliğinden gelen bir hastalık. Farelerde ise C vitaminini üreten gen çalışır durumda.
Filmin geçtiği Louisiana'daki parişin adı Claiborne Parish; daha önce sinemaya uyarlanan bir başka Stephen King romanının adı da Dolores Claiborne'du.
William "Wild Bill" Wharton, çiğnediği çikolatalı Moon Pie'ı Brutus "Brutal" Howell'ın yüzüne tükürürken ona "little black Sambo" diyor. Bu, Helen Bannerman'ın yazdığı, ilk kez 1899'da yayımlanan ve sonra oyuncaklara, oyunlara, çizgi filmlere, hatta restoranlara konu olan popüler çocuk kitabı "The Story of Little Black Sambo"ya bir gönderme. Kitap dört kaplanla karşılaşan Güney Hintli bir çocuğu, Sambo'yu anlatıyor. "Sambo" zamanla siyahları aşağılayan bir söze dönüştü ve bugün ırkçı bir hakaret sayılıyor.
Yaşlı Paul Edgecomb'u oynayan Dabbs Greer, yine bir cezaevinin idam koğuşunda geçen I Want to Live!'da (1958) infazı yürüten gardiyanlardan San Quentin kaptanını oynamıştı.
Stephen King'in pek çok romanı memleketi Maine'de geçer, ama The Green Mile Louisiana'da geçiyor. Yine de ana karakterin soyadı Edgecomb, Maine'in orta kıyısındaki bir kasabanın adı.
Kariyer ve Ödüller 1
Tom Hanks, The Green Mile'ın çekimleri sürerken Toy Story 2 için Woody'nin repliklerini de kaydediyordu.
Spoiler içeren bilgiler
Spoiler içerir · Yapım Hikâyesi
Film, romanın ilk iki bölümündeki olay sırasını ters çeviriyor. Romanın "The Two Dead Girls" adlı ilk bölümü John Coffey'nin Mile'a gelişiyle açılıyor; ama o noktada Arlen Bitterbuck çoktan idam edilmiş, Eduard Delacroix de faresini bulmuş. İkinci bölüm John gelmeden öncesine dönüp Bitterbuck'ın sonunu ve farenin nereden geldiğini anlatıyor. Film ayrıca idam koğuşundaki beşinci mahkûmu, Arthur Flanders'ı atlıyor: "The President" lakaplı bu emlak yöneticisi, bir sigorta dolandırıcılığı için babasını öldürmekten hüküm giymiş; cezası sonunda müebbet hapse çevriliyor, ama 12 yıl sonra cezaevi çamaşırhanesinde kim olduğu bilinmeyen bir mahkûm tarafından öldürülüyor. Filmde olmayan bir başka karakter de Paul Edgecomb'a zorbalık eden, ona birkaç kez Percy Wetmore'u hatırlatan kötü niyetli huzurevi çalışanı Brad Dolan. Paul'ün arkadaşı Elaine, zorbalığa devam ederse onu işten attıracağını söyleyerek Dolan'ı tehdit ediyor; bunu Georgia Temsilciler Meclisi Başkanı'nın büyükannesi olmanın verdiği nüfuzla yapıyor.
Spoiler içerir · Kamera Arkası
Doug Hutchison (Percy), Del'in idam sahnesinde figüranlarla 20 dolarına iddiaya girdi: figüranların repliklerini ezbere söyleyemeyeceğini düşünüyordu. Tom Hanks ise Hutchison'a çaktırmadan replikleri onun arkasındaki büyük ışık kartlarına yazdı. Hutchison şakayı figüranlar durmadan gülünce anladı; gün bittiğinde farklı kişilere en az 60 dolar borçlanmıştı.
Spoiler içerir · Kamera Arkası
Michael Jeter, karakterinin Cajun kökenine gerçeklik katmak için "The Lord's Prayer"ı Creole dilinde söylemeyi kendi kendine öğrendi. Del'in idam sahnesinde kuru sünger başına bastırılırken sessizce dua ettiği duyuluyor.
Spoiler içerir · Göndermeler ve Referanslar
Gardiyanlar John'u cezaevinden çıkarmadan önce Wharton'ı uyuşturduğu sırada iki gardiyan kâğıt oynuyor; Wharton bardağı alırken maça ası ile karo 8'i açıkça görünüyor. Ünlü hikâyeye göre Wild Bill Hickok vurulduğunda elinde aslar ve sekizlerden oluşan bir poker eli vardı. O gece biraz sonra Wharton da vuruluyor.
Spoiler içerir · Kamera Arkası
John'un Paul'ün idrar yolu enfeksiyonunu iyileştirdiği sahnede Tom Hanks'in kasığını tutmak zorunda olmak Michael Clarke Duncan'ı rahatsız ediyordu. Hanks setten çıkıp sahneyi çekmek için geri döndü; Duncan kasığını tuttuğunda Hanks'in pantolonuna boş bir su şişesi koyduğunu fark edip şaşkına döndü. Ondan sonra sahnede çok daha rahatladı.
Spoiler içerir · Göndermeler ve Referanslar
Olaylar Paul'ün Green Mile'ın hikâyesini Elaine'e anlatmasıyla ilerliyor; kitapta ise Paul hikâyesini roman olarak yazıyor. Filmin sonunda, Elaine'in cenazesinden sonra Paul mezarlıktan ayrılırken arkada üzerinde "Greene" yazan bir mezar taşı, biri ön planda biri ekranın sağında, üzerinde "Story" yazan iki mezar taşı daha görünüyor.
Spoiler içerir · Kamera Arkası
Hem Michael Clarke Duncan'a hem yönetmen Frank Darabont'a göre Tom Hanks "I'm tired, Boss" sahnesinde dublör kullanmayı reddetti. Duncan'ın yakın planları çekilirken kameranın hemen arkasında durdu ve Darabont'un deyişiyle "Oscar'lık bir performans" sergiledi; tek amacı Duncan'ın oyununu daha da iyi kılmaktı. Michael Clarke Duncan sonradan John Coffey'yle aldığı Oscar adaylığı için Hanks'e teşekkür etti.
Spoiler içerir · Göndermeler ve Referanslar
Paul, Elaine'i Mr. Jingles'la tanıştırdığında fare en az 64 yaşında olmalı; bu, bilinen en yaşlı farenin yaşının dokuz katından fazla.
Spoiler içerir · Kamera Arkası
Makarayı Mr. Jingles itmiyor; görsel efektlerle silinen bir düzenek çekiyor. Fare de makaraya sürülmüş bir kokunun peşinden gidiyor.
Spoiler içerir · Kamera Arkası
Ekip, Coffey'nin ağzından çıkan böceklerin hareketini yüzen balık sürülerinden ve sürü hâlinde uçan böceklerden esinlenerek tasarladı.
Spoiler içerir · Kamera Arkası
Ezilme sahnesindeki fare bir kuklaydı.
Spoiler içerir · Derin Anlam
Eduard Delacroix'nın feci biten idamı, suçlu olup olmadığı hâlâ tartışılan mahkûm Jesse Tafero'nun gerçek idamını yansıtıyor. Tafero 4 Mayıs 1990'da elektrikli sandalyede idam edilirken başından 15 santimlik alevler yükseldi. Yetkililer bunun, önceki idamlarda kullanılan doğal sünger yerine sentetik sünger kullanılmasından doğan "istenmeyen bir insan hatası" olduğunu öne sürdü.
Spoiler içerir · Göndermeler ve Referanslar
Del idam edilmeden önce Paul Mr. Jingles'a kendisinin bakmayı öneriyor, ama Del kabul etmiyor: Paul ormanda yaşıyor ve "Mr. Jingles, he be scared to live out in the big woods" (Mr. Jingles büyük ormanda yaşamaktan korkar) diyor. Yine de sonunda Mr. Jingles Paul'e kalıyor ve Paul onu "büyük ormanın içindeki" bir kulübede besliyor.
Spoiler içerir · Göndermeler ve Referanslar
Stephen King'in "The Shining"in devamı olan "Doctor Sleep"inde Danny Torrance birinin ölmek üzere olduğunu sezdiğinde bunu böcekler ve sinekler olarak yaşıyor; tıpkı John Coffey'nin insanları iyileştirirken ağzından sinekler çıkması gibi. "Doctor Sleep"te Danny, Percy'nin "Dead man walking" repliğini bile söylüyor.
Spoiler içerir · Derin Anlam
Melinda Moores, John Coffey'yi ziyaret ettiğinde ona bir Aziz Christopher madalyonu veriyor. Katoliklikte Aziz Christopher yolcuların koruyucusu sayılır (John Coffey de kendini bir yolcu olarak tanımlıyor) ve tıpkı Coffey gibi şehit olarak ölmüştür.
Spoiler içerir · Derin Anlam
Frank Darabont'a göre projeksiyon makinesinin ışığının John'un başında bir hale oluşturması tesadüf değil.
Spoiler içerir · Kamera Arkası
John Coffey iri görünsün diye onun idamındaki elektrikli sandalye öteki sahnelerdekinden küçük yapıldı.
Spoiler içerir · Göndermeler ve Referanslar
Yaşlı Paul Edgecomb huzurevindeki odasından ilk çıktığında hoparlörlerden yükselen müzik, One Flew Over the Cuckoo's Nest'te (1975) hemşirelerin ilaç saatinde çalınan müziğin aynısı: Mantovani'nin "Charmaine"i.
Spoiler içerir · Yapım Hikâyesi
İyi mi kötü mü bilinmez, film birkaç karakterin akıbetini açık bırakıyor ve romandaki kasvetli ölümleri atlıyor. Öldürülen iki kızın babası Klaus Detterick, John'un idamından kısa süre sonra felçten ölüyor; Dean Stanton dört ay sonra bir mahkûm tarafından boynundan bıçaklanıyor. Müdür Hal Moores 1941'de felçten, iki yıl sonra da dul eşi Melinda kalp krizinden ölüyor. Klaus'un dul eşi Marjorie 1951'de bir trafik kazasında, Paul'ün eşi Jan ise 1956'da torunlarının mezuniyetine giderlerken bir otobüs kazasında ölüyor; Paul, John Coffey'nin hayaletini bir üst geçitten kendisini izlerken görüyor. Brutus "Brutal" Howell, John'un idamından 25 yıl sonra, ellili yaşlarında balık sandviçi yerken ani bir kalp kriziyle ölüyor. Percy Wetmore aklını hiç geri kazanamıyor ve 1965'te bir akıl hastanesinde ölüyor. Harry Terwilliger 1982'de bağırsak kanserinden ölüyor. Mr. Jingles 1996'da, Paul'ün arkadaşı Elaine'le tanışmasından hemen sonra yaşlılıktan ölüyor; Elaine de Paul'ün hikâyesini dinledikten üç ay sonra kalp krizinden ölüyor.
Spoiler içerir · Kamera Arkası
Michael Clarke Duncan, Mr. Jingles'ı diriltirken elinde bir ampul tutuyordu, ama parıltının çoğu efektle yapıldı.
Spoiler içerir · Göndermeler ve Referanslar
Percy, Wild Bill'le tanıştığında yaklaşan idamını kastederek ona "yıldırıma bineceksin" diyor. İşin ironisi, filmdeki dört mahkûmdan sonu elektrikli sandalyede olmayan tek kişi Wild Bill: onu Percy vuruyor.
Spoiler içerir · Yapım Hikâyesi
Romanda olduğu gibi Arlen Bitterbuck'ın idamdan önce kızıyla vedalaştığı sahne bir ara filmde de vardı; kızını Jude Herrera oynuyordu. Sahne çekildi, müziği bile yapıldı, ama tempo ve zamanlama yüzünden son kurguya girmedi. Erken bir versiyonu özel edisyon DVD'sinde bulunuyor.
Spoiler içerir · Karakterler ve Oyuncular
Sam Rockwell, geri dönüş sahnesinde bazı replikleri söylerken çok kötü hissetti, çünkü iki küçük kız onu çok seviyordu.
Spoiler içerir · Karakterler ve Oyuncular
Michael Clarke Duncan (John Coffey) duygusal sahnelerde, babasının onu çocukken terk edişini düşünüyordu.
Spoiler içerir · Derin Anlam
Stephen King, filmin ırksal bir alegori olduğu eleştirilerine şöyle cevap verdi: John Coffey'yi siyah bir adam yapmasının tek nedeni, romanın geçtiği zaman, yer ve ortamla Coffey'nin suçlandığı suç düşünüldüğünde, ölüm cezası alacağından hiç şüphe bırakmamanın tek yolunun bu olmasıydı.
Spoiler içerir · İlginç Bilgiler
Michael Clarke Duncan, John'un Paul'ün idrar enfeksiyonunu iyileştirdiği sahne için Tom Hanks'in kasıklarını tutmak zorunda kalmaktan rahatsızdı. Hanks setten ayrıldı ve sahneyi çekmek için geri geldi; Duncan, Hanks'in kasıklarını yakaladı ve pantolonunun içine boş bir su şişesi koyduğunu görünce şok oldu. Bundan sonra Duncan sahnede kendini daha rahat hissetti.
Ölçüm çerezi, kabul edene kadar yazılmaz. Ayrıntı gizlilik sayfasında.
Popüler ve son eklenenler
Yalnızca başlıklarda değil, bilgi maddelerinin içinde de arar — örneğin dublör, ilk seçilen oyuncu, gizli gönderme.