The Shield Oyuncuları ve Karakterleri: Kamera Arkasından Bilgiler
The Shield dizisindeki karakterler ve oyuncular hakkında 23 ilginç bilgi sunulmaktadır.
Michael Chiklis, Vic Mackey rolüne hazırlanırken yalnızca forma girmek ve özel eğitim almakla kalmadı, aynı zamanda İspanyolca öğrendi. Bu dil becerisi, karakterin sokaktaki otantikliğini artırmak için bilinçli bir tercihti. Chiklis, rolünün hakkını vermek için her ayrıntıya özen gösterdi.
FX kanalı başlangıçta Walton Goggins'i düzenli oyuncu kadrosuna almakta tereddüt etti. Yapımcılar, onun yeteneğini kanıtlamak için 'Our Gang' ve 'The Spread' bölümlerini yeniden yazarak Goggins'in performansını öne çıkardı. Bu hamle işe yaradı, ancak sözleşmedeki gecikmeler yüzünden Shane karakteri üç bölümde yer alamadı; bu sürede Vic Mackey, farklı ortaklarla çalıştı.
Shawn Ryan, Claudette karakterini başlangıçta bir erkek olarak yazmıştı. CCH Pounder'ın menajerinin bir telefonu, dedektif rolünde bir kadının hikayeye bambaşka bir boyut katacağını fark etmesini sağladı. Pounder'ın isteği üzerine diyaloglar değiştirilmedi; bu sayede Claudette, suçlulara ve meslektaşlarına karşı tavizsiz bir tavır sergiledi.
Michael Chiklis, ilk sezonun finalinde Vic'in çöküş anını çekerken performansının yoğunluğundan gerçek bir panik atak geçirdiğini söyledi. Göğsünü kavradığı o anın tamamen içgüdüsel olduğunu, rol yapmadığını belirtti. Bu sahne, oyunculuğun sınırlarını zorlayan bir an olarak hafızalara kazındı.
Michael Chiklis, Jay Karnes'in Dutch'ın Vic'le kavga etmekten korkmasını anlamakta zorlandığını anlattı. 1.88 boyundaki Karnes, 1.73'lük Chiklis'e karşı fiziksel üstünlüğü olduğunu düşünüyordu. Ancak Chiklis, Dutch'ın asıl korkusunun Vic'in şiddet dolu öfkesinden kaynaklandığına onu ikna etti.
Vic Mackey'in televizyon kızı Cassidy'yi, Michael Chiklis'in gerçek hayattaki kızı Autumn Chiklis canlandırdı. Bu baba-kız ikilisi, ekranda doğal bir uyum yakaladı. Autumn, babasının setteki en büyük destekçilerinden biri oldu.
Vic Mackey'in eşi Corrine'i canlandıran Cathy Cahlin Ryan, dizinin yaratıcısı Shawn Ryan'ın gerçek hayattaki eşidir. İlk sezon boyunca hamile olan oyuncu, bu durumu performansına ustalıkla yansıttı. Ryan çifti, sette profesyonellikle özel hayatı başarıyla dengeledi.
Michael Chiklis, dizi başlamadan önce daha çok 'The Commish'teki tombul ve iyi huylu komiser rolüyle tanınıyordu. Bu sevimli karakterle Vic Mackey'in acımasız tarzı arasındaki tezat o kadar büyüktü ki, Mackey ilk sezon tanıtımlarında sık sık 'Anti-Komiser' olarak anıldı. Chiklis, bu dönüşümle oyunculuk yelpazesini gözler önüne serdi.
Michael Chiklis, pilot bölümü izleyen annesinin kendisine dört sayfalık bir mektup yazarak hayal kırıklığını dile getirdiğini anlattı. Annesi, oğlunun bu rolü 'ölümsüz ruhu pahasına' yaptığından endişelenmişti. Ancak ilk sezonun tamamını izledikten sonra fikri tamamen değişti ve bunun oğlunun en iyi işi olduğuna karar verdi.
Glenn Close, Monica Rawling rolüyle büyük beğeni topladıktan sonra dizide kalmaya devam etme fırsatı buldu. Ancak kızının lise son yılını kaçırmak istemediği ve yeni evlendiği için bir sezon daha oynamayı reddetti. Close, aile zamanının kariyerinden daha önemli olduğunu düşündü.
Michael Jace, 10 Haziran 2016'da eşini öldürmek suçuyla 40 yıl sonra şartlı tahliye imkânı olan müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Mayıs 2016'da görülen ve yalnızca bir hafta süren davanın ardından ikinci derece cinayetten hüküm giydi. Bu olay, dizinin hayranları arasında büyük şok yarattı.
İlk sezonun sonunda Mackey'in ailesi onu terk ettikten sonra öfkeyle rozetini mutfakta fırlattığı sahne, Michael Chiklis'in kendi fikriydi. Bu doğaçlama an, karakterin çaresizliğini ve öfkesini çarpıcı biçimde yansıttı. Yönetmen, sahnenin duygusal etkisini görünce hemen onayladı.
Glenn Close, Monica Rawling performansının büyük kısmını New York'tan gerçek bir polis şefi olan Theresa J. Shortell'e dayandırdı. Hatta yayın sırasında Shortell ile konuşarak geri bildirim bile aldı. Bu özenli hazırlık, Close'un karaktere kattığı otantikliğin sırrıydı.
Dedektif Vic Mackey rolü için ilk tercih aslında Eric Stoltz'du. Ancak kaderin cilvesiyle rol Michael Chiklis'e gitti ve Chiklis bu rolle adeta özdeşleşti. Stoltz'un kariyeri farklı bir yöne evrilirken, Chiklis televizyon tarihine geçecek bir performans sergiledi.
The Barn'ın Strike Team liderini oynayan Michael Chiklis, daha sonra Fox'un 'Gotham' dizisinin ikinci sezonunda Kaptan Nathaniel Barnes rolüyle ekranlara döndü. Burada Dedektif James Gordon ile birlikte Strike Force adında bir suçla mücadele ekibi kurdu. Chiklis, böylece iki farklı evrende benzer temalı birimlere liderlik etmiş oldu.
Walton Goggins ve Kenny Johnson, 'The Shield'dan yıllar önce 'Major League: Back to the Minors' filminde takım arkadaşlarını canlandırmıştı. Bu tesadüfi birliktelik, ikilinin setteki kimyasına katkıda bulundu. İki oyuncu, kariyerlerinin başında paylaştıkları bu deneyimi hep gülümseyerek andı.
Dördüncü sezonda Danny varlıklara el konulmasını desteklerken, Julien buna karşı çıkıyordu. Gerçek hayatta ise tam tersi bir durum söz konusuydu: Catherine Dent bu uygulamaya karşıyken, Michael Jace destekliyordu. Bu ironik zıtlık, oyuncuların kişisel görüşlerini rollerine yansıtmadaki başarısını gösteriyor.
İlk sezonda Olman'ı canlandıran Pablo Santos, diziden dört yıl sonra henüz 19 yaşındayken bir uçak kazasında hayatını kaybetti. Genç oyuncunun bu trajik ölümü, tüm ekibi derinden sarstı. Santos'un kısa ama etkileyici performansı, hayranların hafızasında yer etti.
Memur Ronnie Gardocki'nin adı, 'Nash Bridges' dizisinde Don Johnson'ın koruması olan Ronald Russell'dan geliyor. Dizinin yaratıcıları, bu ismi bir saygı duruşu olarak seçti. Ronnie karakteri, bu küçük detayla bile dizinin gerçek hayattan beslenen dokusunu yansıttı.
Anthony Anderson ve Mark Rolston, 'The Shield'da rol aldıktan sonra Martin Scorsese'nin 'Köstebek' filminde de birlikte kamera karşısına geçti. Bu iki yetenekli oyuncu, farklı projelerde yollarının kesişmesiyle dikkat çekti. Her ikisi de karakter oyunculuğundaki ustalıklarını bu yapımlarda kanıtladı.
Luis Antonio Ramos (Guardo) ve Jay Karnes (Dutch), 1993 yılında sahnelenen 'Romeo ve Juliet' oyununda birlikte rol almıştı. Ramos Tybalt'ı, Karnes ise Mercutio'yu canlandırmıştı. Yıllar sonra 'The Shield'da karşı karşıya gelen ikili, tiyatro kökenlerinin getirdiği güçlü bir performans sergiledi.
Sal Lopez, David Marciano, Richard Portnow ve Mark Rolston, 'The Shield'dan önce hepsi 'Wiseguy' adlı televizyon dizisinde rol almıştı. Bu dört oyuncunun yollarının tekrar kesişmesi, televizyon dünyasının küçük bir evren olduğunu bir kez daha kanıtladı. Her biri, kendine özgü tarzıyla 'The Shield'ın zengin oyuncu kadrosuna katkıda bulundu.
Omar Dorsey ve Michael Peña, 'The Shield'da küçük rollerde göründükten sonra Danny McBride ile 'Eastbound & Down' dizisinde bir araya geldi. Walton Goggins de daha sonra McBride ile 'Vice Principals' dizisinde çalışarak bu bağlantıyı sürdürdü. Bu tesadüfi ağ, komedi ve dram arasındaki oyuncu geçişkenliğini gözler önüne serdi.
Bu sayfadaki bilgiler kaynaklarıyla birlikte derlenir ve düzenli olarak gözden geçirilir. Bir hata gördüysen düzeltme politikamıza göz atabilir, aşağıdaki düğmeyle bize bildirebilirsin.
Hata bildirYorumlar
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun.
Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yaz.
The Shield hakkında dahası
Yapım sayfası →The Shield'den 50 İlginç Bilgi
The Shield hakkında IMDb trivia sayfasındaki 50 ilginç bilgi.
The Shield'ın Derin Anlam İçinde İlginç Bilgiler
The Shield, polisiyenin karanlık yüzünü ve ahlaki ikilemleri derinlemesine işleyen bir dizi olarak, karakterlerin içsel çatışmaları ve sistemin çürümüşlüğü üzerine çarpıcı gerçekler sunar.
The Shield'in Yapım Hikayesi İçinde İlginç Bilgiler
The Shield'in yapım hikayesi, dizinin gerçekçi polis draması yaklaşımı ve başrol oyuncusu Michael Chiklis'in performansıyla dikkat çeken 10 ilginç bilgiyi içeriyor.
The Shield'ın Karakter ve Oyuncu İçinde İlginç Bilgiler
The Shield dizisindeki karakterler ve oyuncular hakkında 24 ilginç bilgi sunulmaktadır.
Sons of Anarchy
The Wire
Naruto
One Piece
Law & Order: Special Victims Unit
Kınalı Kar
House
Family Guy
Çocuklar Duymasın
Gülbeyaz