Debbie Reynolds Hakkında 58 İlginç Bilgi
Debbie Reynolds hakkında : kamera arkası, kariyer ayrıntıları ve az bilinen notlar.
Debbie Reynolds, yıllar sonra eski dostu ve düşmanı Elizabeth Taylor ile barışarak 2001 yapımı televizyon filmi These Old Broads'ta bir araya geldi. Filmin senaryosunu Reynolds'ın kızı Carrie Fisher yazmıştı; başrolde Taylor, Shirley MacLaine ve Joan Collins yer alıyordu. Reynolds ve Taylor, 1950'lerin sonlarına dek çok yakın arkadaştı; ancak Reynolds'ın ilk eşi Eddie Fisher'ın Taylor ile yaşadığı ilişki ve ardından gelen evlilik, bu dostluğu bitirmişti. Sete birlikte başladıklarında Taylor, Reynolds'a "Sana çok şey borçluyum" dedi. Reynolds bu anı anlatırken "Boğazımda bir yumru oluştu..." diyerek duygusal anını paylaştı.
Reynolds, Hollywood'daki Kodak Tiyatrosu yakınında Hollywood Motion Picture Koleksiyonu'nu açtı. Bu koleksiyon, büyük ölçüde Reynolds'ın kendi çabalarıyla toplanıp korunmuştu ve sinema tarihinin önemli parçalarını barındırıyordu. Koleksiyonda Carmen Miranda'nın türbanları, The Wizard of Oz'dan (1939) Judy Garland'ın yakut terliklerinden bir çift, John Wayne'in silahları ve The Seven Year Itch'ten (1955) Marilyn Monroe'nun rüzgarda uçuşan elbisesi gibi 3.000'den fazla kostüm yer alıyordu. Bu açılış, Reynolds'ın sinema mirasına olan tutkusunu ve koleksiyoner kimliğini gözler önüne serdi.
Reynolds, 1948'de Miss Burbank Yarışması'nı kazandı ve bu zafer, kariyerinin dönüm noktası oldu. Yarışmayı kazandıktan hemen ertesi gün Warner Bros. stüdyosundan ekran testi teklifi aldı. Ancak asıl ilginç olan, yarışmaya katılma motivasyonuydu: O dönemde yarışmaya giren herkese bir bluz, ipek bir eşarp ve ücretsiz öğle yemeği veriliyordu. Bu masum başlangıç, onu Hollywood'un en sevilen yıldızlarından biri yapacak yolun başlangıcıydı.
Reynolds kendini bir "film bağımlısı" olarak tanımlıyordu ve bu tutku, onu sinema tarihinin en kapsamlı koleksiyonlarından birini oluşturmaya yöneltti. Sessiz film döneminden 1970'lere uzanan 4.000'den fazla kostüm biriktirdi. Ayrıca 3.000 sinema afişini toplayıp oyuncu arkadaşlarının evlerine giderek imza aldığı da biliniyordu. 1990'larda bu koleksiyonu Las Vegas'ta bir film müzesine dönüştürdü; ancak mali sorunlar nedeniyle 1997'de müzesini kapatmak zorunda kaldı. Yine de hayalinden vazgeçmedi ve Hollywood'da bir şöhretler müzesi açma olasılığını araştırmaya devam etti.
Reynolds, Roseanne (1988) dizisinin bir bölümünde Dan'in akıl hastanesinden yeni çıkmış annesi rolüyle ekrana geldi. Bu konuk oyunculuk, onun komedi yeteneğini sergilemesi açısından önemliydi. Daha sonra Roseanne Barr'ın talk show'una katıldığında, o bölümün çekimleri sırasında yaşanan ilginç bir olayı anlattı: Arka bahçede Roseanne ile güreşirken, Roseanne farkında olmadan kaburgalarından birini kırmıştı. Bu anı, Reynolds'ın setlerde yaşadığı beklenmedik olaylara verdiği esprili yaklaşımı gösteriyor.
Reynolds'ın ilk eşi Eddie Fisher'dan iki çocuğu oldu: kızı Carrie Fisher (21 Ekim 1956 - 27 Aralık 2016) ve oğlu Todd Fisher (d. 24 Şubat 1958). Carrie, Star Wars serisindeki Prenses Leia rolüyle dünya çapında ün kazandı; Todd ise yapımcı ve yönetmen olarak çalıştı. Reynolds, çocuklarıyla her zaman yakın bir ilişki kurdu ve onların kariyerlerinde önemli bir destekçi oldu. Carrie'nin 2016'daki ölümü, Reynolds'ı derinden sarstı ve kısa süre sonra o da hayata veda etti.
Reynolds, Will & Grace (1998) dizisindeki konuk oyunculuklarından birinde, en ünlü müzikal filmi Singin' in the Rain'den (1952) "Good Morning" şarkısını mırıldanarak bir odaya girdi. Bu küçük detay, dizinin yapımcılarının Reynolds'ın sinema geçmişine yaptığı zarif bir göndermeydi. Reynolds, bu tür göndermelerle hem eski hayranlarını hem de yeni nesil izleyicileri selamlamayı başardı. Sahne, onun müzikal yeteneğini ve doğal komedi duygusunu bir kez daha ortaya koydu.
Reynolds, 1948 Miss Burbank Yarışması'nı kazanmadan önce eğitim alanında kariyer yapmayı planlıyordu; özellikle beden eğitimi öğretmenliği düşünüyordu. Bu plan, onun atletik yapısını ve gençlere olan ilgisini yansıtıyordu. Ancak yarışmadaki zaferi ve ardından gelen Warner Bros. ekran testi, hayatının akışını tamamen değiştirdi. Yine de bu eğitim geçmişi, onun disiplinli çalışma anlayışının temelini oluşturdu ve Hollywood'da başarılı olmasına yardımcı oldu.
Reynolds'ın kariyeri her zaman zirvede gitmedi; özellikle zorlu dönemlerden birinde kendini evsiz buldu ve kelimenin tam anlamıyla bir Cadillac'ın içinde yaşamak zorunda kaldı. Bu itiraf, onun Hollywood'un parlak yüzünün ardındaki gerçekleri cesurca paylaşan bir isim olduğunu gösteriyor. Bu deneyim, onun mütevazı kalmasını ve hayatın iniş çıkışlarına karşı dirençli olmasını sağladı. Reynolds, bu zor günleri atlatıp yeniden ayağa kalkmayı başardı ve kariyerine devam etti.
1969'da Reynolds, Doris Day ve diğer çağdaşları gibi kendi adını taşıyan bir TV sitcomuyla ekranlara geldi. Ancak pilot bölümde, sözleşmesindeki bir maddeyi ihlal eden sigara reklamı yer alınca Reynolds büyük tepki gösterdi. Bu konuda o kadar kararlıydı ki, National Broadcasting Company (NBC) sonunda diziyi iptal etmek zorunda kaldı. Bu olay, Reynolds'ın ilkelerinden ödün vermeyen bir sanatçı olduğunu ve sağlık konularındaki duyarlılığını ortaya koydu.
Reynolds, hem Fred Astaire hem de Gene Kelly ile ekranda dans eden ender aktrislerden biridir. Bu iki efsane dansçıyla çalışmak, onun müzikal sinemadaki yeteneğini ve esnekliğini kanıtladı. Aynı başarıyı gösteren diğer isimler arasında Judy Garland, Cyd Charisse, Vera-Ellen, Rita Hayworth ve Leslie Caron da yer alıyor. Reynolds, bu seçkin grupta yer alarak sinema tarihinde özel bir konuma sahip oldu.
Reynolds, kızı Carrie Fisher'ın ölümünden yaklaşık 30 saat sonra, 28 Aralık 2016'da hayatını kaybetti. Bu kadar kısa süre içinde iki ünlü ismin ölümü, tıp dünyasında da yankı uyandırdı. Birçok doktor, bu durumun tesadüf olmadığını, "kırık kalp" sendromu olarak bilinen ve ani duygusal stresin kalbi etkilediği bir durumun söz konusu olabileceğini belirtti. Reynolds'ın kızının ardından yaşadığı derin üzüntü, onun da hayatına mal oldu.
Reynolds'ın ailesi, üyesi oldukları Nazarene Kilisesi'nin oyunculuğu yasaklaması nedeniyle onun eğlence dünyasına girmesine başta karşı çıktı. Ancak babası, kızının yeteneğini fark etti ve bu işin üniversite masraflarını karşılamanın bir yolu olabileceğini düşünerek ona destek verdi. Annesi de, filmlerinde hiçbir "kötülük" olmayacağına inanarak bu desteğe katıldı. Bu aile desteği, Reynolds'ın kariyerine başlamasında ve ilerlemesinde belirleyici oldu.
Reynolds, Broadway'deki ilk çıkışını 1973'te "Irene" adlı müzikalin yeniden sahnelenmesiyle yaptı. Gösteri eleştirmenlerden karışık yorumlar alsa da, Reynolds'ın performansı tam not aldı ve ertesi yıl Müzikal Dalında En İyi Kadın Oyuncu Tony Ödülü'ne aday gösterildi. Yapım yaklaşık 20 ay sahnede kaldı. 1976'da Minskoff Tiyatrosu'nda "Debbie!" adlı tek kişilik gösteriyle (10 gün, 14 performans) sahne aldı. Broadway'deki son görünümü ise 1983'te "Woman of the Year"da Lauren Bacall'ın yerine geçmesiyle oldu.
Reynolds'ın babası, onu çok küçük yaşta bir güzellik yarışmasına kaydettirdi. O gün, annesinin sabah aceleyle yamadığı bir mayoyu ve kız kardeşinin yüksek topuklu ayakkabılarını giydi. Bu mütevazı başlangıç, onun ileride kazanacağı Miss Burbank yarışmasının habercisi gibiydi. Reynolds, bu anıyı gülümseyerek anar ve o günkü heyecanını hiç unutmadığını söylerdi.
İngiliz yarışma programı QI'da sunucu Stephen Fry, Debbie Reynolds'ın kızı Carrie Fisher ile yaptığı bir görüşmede, Singin' in the Rain (1952) setinde Gene Kelly'nin Reynolds'a ayakları kanayana kadar prova yaptırdığını doğruladı. Fisher ayrıca, Reynolds'ın Kelly'nin kendisine Fransız öpücüğü verdiğini ve bu durumun onu kusturduğunu söylediğini aktardı. Bu açıklama, dönemin yıldız sistemi içindeki zorlu çalışma koşullarına ışık tuttu.
Reynolds, Los Angeles'taki Cedars Sinai Hastanesi'nde akıl sağlığı tedavisi için kurulmuş olan Thalians adlı organizasyonun başkanıydı. Bu kuruluş, ünlüler tarafından yönetiliyordu ve Ruta Lee başkan yardımcısıydı. Reynolds ve Lee, 30 yılı aşkın süredir bu organizasyonun gelişmesi için aktif olarak çalıştılar. Reynolds'ın bu hayır işlerine olan bağlılığı, onun topluma hizmet etme konusundaki kararlılığını gösteriyor.
Reynolds, 13 Ocak 1997'de Hollywood Bulvarı'ndaki 6654 numaralı adreste Hollywood Walk of Fame'de kendi yıldızını aldı. Bu ödül, onun sinema ve eğlence dünyasına yaptığı katkıların resmi bir takdiriydi. Yıldız töreni, hayranlarının ve meslektaşlarının katılımıyla coşkulu bir etkinliğe dönüştü. Reynolds, bu onuru kariyerinin en önemli anlarından biri olarak nitelendirdi.
Reynolds, müzesini Tennessee'nin Pigeon Forge şehrine taşıma kararı aldı ve bu süreçte kızı Carrie Fisher ve oğlu Todd Fisher ile birlikte yeni bir Hollywood Motion Picture Müzesi inşa etmeye başladı. Müze, Nisan 2005'te kapılarını açtı ve sinema tarihine adanmış önemli bir koleksiyonu ziyaretçilerle buluşturdu. Bu girişim, Reynolds'ın sinema mirasını gelecek nesillere aktarma konusundaki kararlılığının bir göstergesiydi.
1984'te Reynolds, Shelley Winters ve Terry Moore gibi arkadaşlarıyla birlikte "belirli bir yaştaki kadınlar" için oldukça ölçülü bir egzersiz videosu hazırladı. Bu video, dönemin fitness akımına katkıda bulunurken, Reynolds'ın yaşlanma sürecine bakışını da yansıtıyordu. Egzersiz videoları genellikle gençlere hitap ederken, Reynolds bu çalışmayla orta yaş ve üzeri kadınların da formda kalabileceğini göstermek istedi.
Reynolds'ın ölümü, Zsa Zsa Gabor'un cenazesine katılma planları yapıldığı sırada gerçekleşti. Bu tesadüf, Hollywood'un iki efsane isminin aynı dönemde hayatını kaybetmesiyle dikkat çekti. Reynolds'ın ani ölümü, hem ailesini hem de hayranlarını derinden üzdü. Cenaze töreni, onun sinema dünyasındaki yerini ve sevilen kişiliğini bir kez daha gözler önüne serdi.
Reynolds, lise yıllarında Fransız kornosu çaldı ve Burbank Gençlik Senfoni Orkestrası'nda yer aldı. Bu müzik deneyimi, onun sahne performanslarındaki ritim duygusunu ve müzikal yeteneğini geliştirmesine katkı sağladı. Ayrıca, enstrüman çalma becerisi, ileride şarkı söyleme ve dans etme kariyerinde de ona avantaj sağladı. Reynolds, müziğe olan bu erken ilgisini her zaman minnetle anardı.
1964'te Reynolds, iş dünyasına adım atarak Kaliforniya'daki Oceanside Hastanesi'ni 1.000.000 dolara satın aldı. Bu satın alma, onun sadece bir oyuncu değil, aynı zamanda girişimci bir iş kadını olduğunu gösteriyordu. Reynolds, hastaneyi karlı bir işletmeye dönüştürmeyi hedefliyordu. Bu girişim, onun iş dünyasındaki cesaretini ve vizyonunu ortaya koydu.
Reynolds, Fransız kornosu, bas ve keman çalabilen yetenekli bir müzisyendi. Bu enstrümanlardaki ustalığı, onun müzikal kariyerinde önemli bir temel oluşturdu. Ayrıca boş zamanlarında moda tasarımcılığı yapıyordu; bu yaratıcı yönü, sahne kostümlerine ve kişisel tarzına da yansıdı. Reynolds'ın çok yönlü yetenekleri, onu Hollywood'un en donanımlı yıldızlarından biri yaptı.
Reynolds, Will & Grace (1998) dizisindeki ilk konuk oyunculuğunu "The Unsinkable Mommy Adler" adlı bölümde yaptı. Bu bölümün adı, onun 1964 yapımı The Unsinkable Molly Brown filminin başlığına bir göndermeydi. Reynolds, hem filmde hem de dizide başrolü oynayarak bu kelime oyununu anlamlı kıldı. Bu sayede hem eski hayranlarını hem de yeni nesil izleyicileri selamlamış oldu.
Reynolds, oyuncu Jane Powell ile yakın arkadaştı ve hatta aynı doğum gününü paylaşıyorlardı. Bu tesadüf, aralarındaki bağı daha da güçlendirdi. İkisi de Hollywood'un müzikal yıldızları arasında yer alıyordu ve kariyerleri boyunca birbirlerine destek oldular. Reynolds, Powell'ı her zaman "can dostum" olarak anardı.
Reynolds, 2014 yılında Screen Actors Guild Yaşam Boyu Başarı Ödülü'ne layık görüldü. Bu ödül, onun oyunculuk kariyerindeki uzun soluklu başarısını ve sektöre katkılarını onurlandırdı. Törende yaptığı konuşma, hem duygusal hem de espriliydi; meslektaşlarına ve hayranlarına teşekkür etti. Bu ödül, Reynolds'ın sinema dünyasındaki efsanevi statüsünü bir kez daha tescilledi.
Reynolds, Kongre Kütüphanesi tarafından "kültürel, tarihi veya estetik" açıdan önemli bulunarak Ulusal Film Sicili'ne seçilen iki filmde rol aldı: Singin' in the Rain (1952) ve How the West Was Won (1962). Bu filmler, Amerikan sinema tarihinin başyapıtları arasında kabul edilir. Reynolds'ın bu yapımlardaki performansları, onun sinema tarihindeki yerini sağlamlaştırdı.
Reynolds, Las Vegas'taki oteli için Bölüm 11 iflas koruması başvurusunda bulundu. Bu, onun iş hayatındaki zorluklarla karşılaştığı bir döneme işaret ediyordu. İflas başvurusu, mali sıkıntılarını aşmak için attığı bir adımdı. Reynolds, bu süreçte de pes etmedi ve kariyerine devam etti.
Reynolds, ünlü müzisyen Paul Simon'ın eski kayınvalidesiydi. Simon, Reynolds'ın kızı Carrie Fisher ile 1975'te kısa bir evlilik yaşamıştı. Bu bağ, Reynolds'ı müzik dünyasıyla da ilişkilendirdi. Reynolds, Simon'ı her zaman saygıyla andı ve aralarındaki ilişkiyi iyi tuttu.
Singin' in the Rain (1952) filminde Reynolds, Jean Hagen'in karakterini seslendirdi; ancak kendi sesi ise Betty Noye tarafından dublajlandı. Bu durum, dönemin film yapım teknikleri hakkında ilginç bir detay sunuyor. Reynolds'ın dans ve oyunculuk yeteneği, sesinin başka bir aktris tarafından canlandırılmasına rağmen filmin başarısında önemli rol oynadı.
Reynolds, başrol oynadığı filmler arasında kişisel favorisinin The Unsinkable Molly Brown (1964) olduğunu sık sık dile getirdi. Bu film, ona En İyi Kadın Oyuncu Akademi Ödülü adaylığı getirmişti. Reynolds, Molly Brown karakterini canlandırırken hem komedi hem de dram yeteneğini sergiledi. Bu rol, onun kariyerindeki en önemli yapımlardan biri olarak kabul edilir.
Reynolds, kızlar için kurulmuş bir kardeşlik örgütü olan Uluslararası Job's Daughters Tarikatı'nın üyesiydi ve ayrıca Burbank, Kaliforniya'daki Bethel No. 97'nin Geçmiş Onurlu Kraliçesi unvanını taşıyordu. Bu üyelikler, onun gençlik yıllarındaki sosyal ve toplumsal bağlarını gösteriyor. Reynolds, bu kuruluşlardaki deneyimlerinin kişisel gelişimine katkı sağladığını belirtirdi.
Reynolds, Elizabeth Taylor'ın üçüncü eşi yönetmen Mike Todd ile yaptığı düğünde nedime olarak görev aldı. Bu, iki kadının o dönemdeki yakın dostluğunun bir göstergesiydi. Ancak bu dostluk, Taylor'ın Reynolds'ın ilk eşi Eddie Fisher ile ilişkisi nedeniyle kısa süre sonra bozuldu. Yine de Reynolds, bu anıyı hiçbir zaman kötü niyetle anmadı.
Reynolds, ikinci eşi Harry Karl ile evliliği sırasında 1961 ve 1963'te iki kez hamile kaldı; ancak her iki gebelik de ölü doğumla sonuçlandı. Bu kayıplar, onun hayatındaki en zor deneyimlerden biriydi. Reynolds, bu acılarına rağmen güçlü kalmayı başardı ve kariyerine odaklandı. Bu olaylar, onun özel hayatındaki mücadelelerini gözler önüne seriyor.
Reynolds, Hollywood Collectors & Celebrities Show'a ilk kez 6-7 Nisan 2002'de, North Hollywood'daki Beverly Garland's Holiday Inn'de katıldı. Bu etkinlik, koleksiyoncular ve ünlülerin bir araya geldiği önemli bir buluşmaydı. Reynolds, burada hayranlarıyla buluşma ve koleksiyonunu sergileme fırsatı buldu. Bu katılım, onun koleksiyonculuk tutkusunu ve hayranlarıyla olan bağını güçlendirdi.
Reynolds, aktör Hugh O'Brian ile yakın arkadaştı ve 25 Haziran 2006'daki düğünlerinde O'Brian ile gelini Virginia'ya serenat yaptı. Bu jest, aralarındaki sıcak dostluğun bir göstergesiydi. Reynolds, düğün töreninde seslendirdiği şarkılarla çifte unutulmaz bir an yaşattı. Bu olay, onun dostlarına olan bağlılığını ve neşeli kişiliğini yansıtıyor.
Reynolds'ın soy ağacı, İngiliz, İskoç, İskoç-İrlandalı (Kuzey İrlandalı), Alman ve uzak Fransız kökenlerini içeriyordu. Bu çok kültürlü miras, onun kimliğinin zenginliğini gösteriyordu. Reynolds, aile geçmişiyle gurur duyuyor ve bu çeşitliliğin hayatına kattığı değerleri sık sık dile getiriyordu.
Reynolds, oyuncu Billie Lourd'un büyükannesiydi. Billie, kızı Carrie Fisher'ın kızı olarak dünyaya geldi ve Star Wars serisinde de rol aldı. Reynolds, torunuyla gurur duyuyor ve onun kariyerini yakından takip ediyordu. Billie, büyükannesinin mirasını yaşatmaya devam ediyor.
Reynolds, oyuncu Catherine Hickland'ın kayınvalidesiydi. Hickland, Reynolds'ın oğlu Todd Fisher ile evliydi. Bu aile bağı, Reynolds'ın aile içindeki ilişkilerini genişletiyordu. Reynolds, geliniyle iyi geçiniyor ve aile birliğine önem veriyordu.
Three Little Words (1950) filminde Reynolds, "I Want To Be Loved By You" şarkısını söylerken sesi Helen Kane tarafından dublajlandı. Helen Kane, bu şarkıyı orijinal olarak seslendiren kişiydi ve dönemin ünlü bir şarkıcısıydı. Bu dublaj, filmin prodüksiyonunda yaşanan bir tercihti. Reynolds'ın performansı, görsel olarak şarkıya eşlik etse de ses kaydı Kane'e aitti.
Postcards from the Edge (1990) filmi, Reynolds'ın kızı Carrie Fisher'ın aynı adlı otobiyografik romanına dayanıyordu. Filmdeki Doris Mann karakteri, büyük ölçüde Reynolds'dan esinlenilmişti ve Reynolds bu rolü oynamak için yoğun çaba harcadı. Ancak rol, sonunda Shirley MacLaine'e verildi. Bu durum, Reynolds için hayal kırıklığı yaratsa da film, Fisher'ın ailesiyle olan ilişkisini mizahi bir dille ele alıyordu.
Reynolds, Liz: The Elizabeth Taylor Story (1995) adlı televizyon filminde aktris Judith Jones tarafından canlandırıldı. Bu film, Elizabeth Taylor'ın hayatını anlatıyordu ve Reynolds'ın karakteri, Taylor'ın hayatındaki önemli bir figür olarak yer aldı. Jones'un performansı, Reynolds'ın gençlik dönemindeki görünümünü ve tavırlarını yansıtmaya çalıştı.
Reynolds, Holland-America Line şirketine ait MS "Veendam" adlı yolcu gemisini vaftiz etti. Gemi vaftizi, denizcilik geleneğinde önemli bir törendi ve Reynolds bu törene katılarak gemiye iyi şanslar diledi. Bu etkinlik, onun sadece sinema dünyasında değil, farklı alanlarda da tanınan bir isim olduğunu gösterdi.
Reynolds'ın ilk eşi Eddie Fisher'dan boşanması, onun en zorlu dönemlerinden biriydi; Fisher, Reynolds'ın en iyi arkadaşı Elizabeth Taylor ile ilişki yaşayıp onu terk etmişti. Bu skandal, medyada geniş yankı uyandırdı ve Reynolds'a büyük bir kamuoyu sempatisi kazandırdı. Bu sempati, onun 1959 ve 1960 yıllarında En İyi On Gişe Yıldızı listesinde 5. sıraya yükselmesini sağladı. Reynolds, bu zorlu süreci kariyerine olumlu yansıtmayı başardı.
1975'te Reynolds, ikinci eşi Harry Karl ile birlikte yaşadığı Beverly Hills'teki malikanesini sattı. Evin değerinin 1.000.000 doların üzerinde olduğu söyleniyordu. Alıcı, uçak perçini üreten sanayici Jim Randall'dı. Randall, daha sonra Marisa Berenson ile evlendiğinde düğünü bu yeniden dekore edilmiş malikanede yaptı ve sağdıçlığını arkadaşı George Hamilton üstlendi. Bu satış, Reynolds'ın mali durumunu düzeltme çabalarının bir parçasıydı.
Reynolds, ilk eşi Eddie Fisher'dan boşanma sürecinde medyanın yoğun ilgisiyle karşı karşıya kaldı; haber ekipleri evinin önünde günün her saati kamp kuruyordu. Bu durumu lehine çevirmek isteyen Reynolds, muhabirlere kendini sevdirmek ve "aldatılan eş" rolüne kamuoyu sempatisi toplamak için düzenli olarak evin önünde röportajlar verdi. Bu röportajlarda genellikle bluzunda çengelli iğneler ve kucağında iki küçük çocuğu Carrie ve Todd ile görünüyordu. Bu strateji, onun medyayla olan ilişkisini yönetme becerisini gösteriyordu.
Reynolds, torunu Billie Lourd ve eşi Austen Rydell aracılığıyla iki büyük torun sahibi oldu: Kingston Fisher Lourd Rydell (d. 24 Eylül 2020) ve Jackson Joanne Lourd Rydell (d. 12 Aralık 2022). Bu çocuklar, Reynolds'ın aile mirasını devam ettiriyor. Reynolds, büyük torunlarını göremeden hayata veda etse de, onların varlığı ailesi için büyük bir mutluluk kaynağı oldu.
Reynolds'ın oğlu Todd Fisher, adını Elizabeth Taylor'ın üçüncü eşi yönetmen Mike Todd'dan aldı. Todd, komedyen Stan Freberg'in kızı Donna Freberg ile evlendi. Bu evlilik, Reynolds'ın ailesini eğlence dünyasının farklı isimleriyle bağladı. Todd, annesinin mirasını yaşatmaya devam ediyor.
Reynolds, Teksas doğumlu Raymond (1903-1986) ve Oklahoma doğumlu Maxene (kızlık soyadı Harman) Reynolds'un (1912-1999) kızıydı. Ailesi, onun sanat hayatına başlamasında önemli bir rol oynadı; özellikle babası yeteneğini fark edip destekledi. Reynolds, ailesine olan minnettarlığını sık sık dile getirdi.
Reynolds'un Tammy and the Bachelor (1957) filmindeki başlık şarkısını seslendirmesi, Ağustos 1957'de Billboard listelerinde 1 numaraya yükseldi. Bu şarkı, Elvis Presley'in "Teddy Bear" parçasını zirveden indirdi. Ancak bir ay sonra Paul Anka'nın "Diana" şarkısı tarafından geçildi. Bu başarı, Reynolds'ın müzik kariyerinde önemli bir dönüm noktasıydı.
Reynolds, En İyi Film Akademi Ödülü'ne aday gösterilen How the West Was Won (1962) filminde rol aldı. Bu epik western, sinema tarihinin önemli yapımlarından biri olarak kabul edilir. Reynolds'ın bu filmdeki performansı, onun dramatik yeteneğini de sergiledi. Film, geniş oyuncu kadrosu ve görkemli yapısıyla dikkat çekti.
Reynolds, bir müzikal filmdeki performansıyla Akademi Ödülü'ne aday gösterilen 26 aktristen biridir; bu adaylık, The Unsinkable Molly Brown (1964) filmindeki rolüyle geldi. Bu listede ayrıca Bessie Love, Grace Moore, Jean Hagen, Dorothy Dandridge, Deborah Kerr, Rita Moreno ve Julie Andrews gibi isimler de yer alıyor. Reynolds, bu seçkin grup içinde yer alarak müzikal sinemadaki başarısını kanıtladı.
Mart 2024'te Reynolds, Turner Classic Movies (TCM) kanalının "Ayın Yıldızı" olarak onurlandırıldı. Bu ödül, onun sinema kariyerine ve mirasına duyulan saygının bir göstergesiydi. TCM, ay boyunca Reynolds'ın filmlerini yayınlayarak onu yeni nesil izleyicilere tanıttı. Bu onur, Reynolds'ın ölümünden sonra da sinema dünyasındaki etkisinin sürdüğünü gösterdi.
Reynolds, ortaokul eğitimini Burbank'ta tamamladı. Bu dönem, onun sanata olan ilgisinin filizlendiği yıllardı. Burbank, daha sonra Hollywood kariyerine başlayacağı yer olacaktı. Reynolds, eğitim hayatı boyunca müzik ve tiyatroya olan tutkusunu geliştirdi.
Reynolds, Kaliforniya'da bir Çoğunluk Üyesiydi. Bu, onun siyasi bir partiye üyeliğini ifade ediyordu. Reynolds, toplumsal konulara duyarlılığıyla biliniyordu ve bu üyelik, onun aktif bir vatandaş olduğunu gösteriyordu. Ancak bu üyeliğin detayları hakkında çok fazla bilgi bulunmuyor.
Reynolds, 1950 yılında Burbank, Kaliforniya'daki Burbank Lisesi'nden mezun oldu. Aynı okuldan bir yıl önce, 1949'da, aktör Vic Tayback da mezun olmuştu. Reynolds, lise yıllarında müzik ve tiyatroyla ilgilenmeye başladı. Bu eğitim, onun sahne kariyerine hazırlanmasında önemli bir adımdı.
Reynolds, anne tarafından Kansas doğumlu Owen (1885-1951) ve Missouri doğumlu Maxie (kızlık soyadı Dykeman) Harman'ın torunuydu. Bu aile bağları, onun köklerini Orta Batı'ya dayandırıyordu. Reynolds, ailesinin geçmişine ve geleneklerine bağlılığını her zaman korudu.
Bu sayfadaki bilgiler kaynaklarıyla birlikte derlenir ve düzenli olarak gözden geçirilir. Bir hata gördüysen düzeltme politikamıza göz atabilir, aşağıdaki düğmeyle bize bildirebilirsin.
Hata bildirBu yazıdaki insanlar
Yorumlar
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun.
Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yaz.
Lost
Milyonda Bir
Cinema Paradiso
The Shop on Main Street
Little Caesar
JUJUTSU KAISEN
It's a Wonderful Life
Two-Lane Blacktop
The Big Lebowski