İçeriğe geç

AnalizFilm

The Dark Knight: Christopher Nolan'ın Sineması Bir İllüzyon mu?

sufferwithme / Kurucu21 Ekim 20263 dk okuma

Christopher Nolan'ın önce Batman Begins, ardından The Dark Knight filmlerini izledim. Üçlemenin son filmini ise izlemedim. Bunun tek sebebi değil ancak sebeplerinden bir tanesi, Batman evreninden sadece bir tane karakteri (Bane) alıp onun üzerinden senaryo ve kurgu kurmak ve kameraya almaktı.

2013 yılında Batman: Arkham City oyununu oynadım. Bu, ikinci oyundu. Ardından ilk oyunu oynadım. İlk oyun da güzeldi ancak ikinci oyunda, ilk oyunun üzerine öyle şeyler katmışlar ki, neredeyse ilk oyunu beğenmeyecektim. İkinci oyun Batman: Arkham City, Batman dünyasındaki çoğu karakterin göründüğü bir oyundu. Kocaman bir şehir, havada uçuyorsun, aşağıda mahkumlar kendi kendilerine konuşuyorlar. Bir durup onları dinliyorsun. Her şey çok iyiydi. Ve halen daha o oyun benim bugüne kadar oynadığım en iyi oyun.

Şunu söylemek istiyorum. Nolan'ın ilk Batman filmi, ikinci filmden daha iyiydi. İkinci Batman filminin gerçek Batman dünyasıyla hiçbir alakası yoktu. İkinci filmdeki tek ve en güzel şey, Joker'i oynayan oyuncunun harika bir oyunculuk yapmasıydı. Onun dışında dünya, bir adamın (Nolan) kendi fantezi dünyasında çizdiği bir oyun haline gelmiş.

Nolan, Batman: Arkham City oyununu oynasa yaptığının bütünüyle yanlış olduğunu kabul edecektir. Çünkü The Dark Knight tamamen subjektif ve bireysel bir bakış açısıyla ortaya konmuş, Batman dünyasıyla neredeyse hiçbir ilgisi olmayan bir filmdi.

Örneğin oyunda Bruce Wayne'in annesinin ve babasının öldürüldüğü yerde yere bir çiçek koyuyoruz, saygı pozisyonuna geçiyoruz, bir şarkı çalıyor, arkadan. Sadece o sahne bile The Dark Knight filminin tamamından daha kaliteli.

Bunun dışında filmin IMDb'de 12 Angry Men filmini geçmesi inanılmaz. Günümüz dünyasında her şey kalitesini kaybediyor ve bazı insanlar da hiçbir şey yapmıyor. İnsan, kendi eliyle sanatı bitirdi. Sanatı bitirecek olan şey yapay zeka değil. Yapay zekanın duyguları yok. Bir film çeken yönetmen, filme duygularını, düşüncelerini ve bilincini serpiştirir. Yapay zeka bunu yapamaz. Robotik bir şey çıkarır ortaya. Örneğin Türkçe müziklerde keko rep her yerde. "Vay vay vay, Demet ablam hoşgeldin, otur be şöyle, bize de söyle, kıyaksın ablam" diye giden, melodisi kötü bir şarkıyı milyonlarca insan dinledi, popüler oldu şarkı.

İnsanların The Dark Knight'a 10 üzerinden 10 ve 9 vermelerini anlıyorum, çünkü Nolan yaptığı işi bir sihirbaz gibi yapıyor. Taktikleri ortaya çıksa kimse ona itimat etmeyecek, ancak Christopher Nolan kitleleri uyutabiliyor. Bunu da "seyirciyi zeki hissettirerek" yapıyor. Örneğin Inception, bana hiçbir şey zaman çok boyutlu bir film olarak gelmedi. Ortalamanın biraz üzerinde, güzel bir film diye izledim. Memento, ileriden geriye doğru giden, doğru planlanmış ancak yeni bir şey üretmeyen bir film.

Olaylara biraz daha farklı perspektiflerden baktığınızda, anlam aradığınızda, kökene indiğinizde Nolan'ın The Dark Knight'ının bir fiyasko olduğunu görebiliyorsunuz. Bunu size emrivaki bir şekilde yapmak istemiyorum. IMDb'de en çok filmi bulunan yönetmen, 8 filmle Nolan. Ancak hiçbiri orada olmayı hak etmiyor. Hiçbiri gerçek anlamda sinemaya farklı bir açı katmıyor. Kubrick, sinemaya katkı sağlamıştır. Sergio Leone, sinemaya katkı sağlamıştır. Kieslowski, sinemaya katkı sağlamıştır. Sinema dünyasına ve yönetmenlere hakim biri olarak Nolan kafasındaki bir ana fikri her filme yediren ve sadece onlarca farklı sos kullandığı için yemeğinin güzel olacağına inanan, gördüğü ilgiye nazaran abartılmış bir yönetmen.

The Dark Knight ise, gerçek Batman evreniyle tanışmayanların beğenebileceği türden bir film olabilir ancak, o da insanların Nolan'ın bazı sinematik teknik ve taktiklerini anlayana kadar.

Diğer analizler

Bütün analizler →

Ölçüm çerezi, kabul edene kadar yazılmaz. Ayrıntı gizlilik sayfasında.

Gelişmiş arama