Lawrence Tierney Hakkında 24 İlginç Bilgi
Lawrence Tierney hakkında : kamera arkası, kariyer ayrıntıları ve az bilinen notlar.
Lawrence Tierney, kariyerinin son günlerine dek süren kavgacı kişiliğiyle tanınırdı. 1992 yapımı Reservoir Dogs filminde birlikte çalıştığı genç oyuncuların neredeyse tamamını kışkırtmış, hatta yönetmen Quentin Tarantino ile yumruk yumruğa kavga etmenin eşiğine gelmişti. Bu tavırları, setteki gerilimi tırmandırsa da filmdeki unutulmaz performansı, onun Hollywood'un son gerçek "sert adam"larından biri olarak anılmasını sağladı.
Seinfeld dizisinin 1991 tarihli The Jacket bölümünde Elaine'in babası Alton Benes rolüyle konuk oyuncu olan Tierney, sette öyle bir korku saldı ki yapımcılar onu bir daha asla davet etmedi. Jerry Seinfeld'in TV mutfağından bir kasap bıçağı aşırarak ceketinin altına saklaması, tüm oyuncu kadrosunu dehşete düşürdü. Seinfeld'in cesurca yüzleşmesi üzerine Tierney, bıçağı Alfred Hitchcock'un Psycho filmine gönderme yapan bir şaka olarak kullanacağını söyleyip hızla iade etti. Bu olay, Tierney'in öngörülemez ve tehlikeli imajını pekiştiren efsanelerden biri haline geldi.
Yazar ve yönetmen Rick McKay, 2000'li yılların başında Tierney hakkında "Lawrence Tierney: Crack-Up--The True Story of a Hollywood Tough Guy" başlıklı bir dergi makalesi kaleme aldı. Makaleyi okuyan Tierney, McKay'i arayarak otobiyografisini birlikte yazmayı teklif etti. Ancak Los Angeles'ta Tierney ile geçirdikleri çalkantılı ve kaotik bir haftanın ardından McKay, bitkin düşerek projeden vazgeçti. Kitap hiçbir zaman yazılamadı ve Tierney, Şubat 2002'de hayata veda etti. Bu olay, onun iş birliği yapmanın ne kadar zor olduğunu gözler önüne seriyor.
Temmuz 1961'de Beverly Hills'te, Elizabeth Taylor ve dönemin kocası Eddie Fisher'ın verdiği partiye zorla girmeye çalışan Tierney, polis tarafından tutuklandı. O sırada aşırı derecede sarhoş olan oyuncu, tutuklanmasının ardından birkaç gün hapiste kaldı ve duruşmayı bekledi. Bu olay, onun alkol ve öfke kontrolü sorunlarının kariyerine nasıl gölge düşürdüğünün çarpıcı bir örneği olarak kayıtlara geçti.
Shelley Winters'ın otobiyografisinde anlattığına göre, Tierney ile Mayıs 1945'te, II. Dünya Savaşı'nın sona erdiği gün kısa bir ilişki yaşadılar. Yıllar sonra, 1990'da West Hollywood'daki Silver Spoon lokantasında karşılaştıklarında Winters, "Beni hiç aramadın!" diyerek kahkahalara boğuldu. Bu anekdot, Tierney'in özel hayatındaki dağınıklığın ve ilişkilerindeki umursamaz tavrın, meslektaşları tarafından bile nasıl mizahi bir dille hatırlandığını gösteriyor.
Tierney, polisiye dizisi Hill Street Blues'ın 1987 tarihli final bölümü It Ain't Over Till It's Over'da, yanmış bir polis karakolunda telefona cevap veren bir çavuşu canlandırdı. Bu rolle dizinin son repliğini söyleme onuruna erişti. Böylece, televizyon tarihinin en sevilen dizilerinden birinin kapanışında, kendine özgü sert ve etkileyici sesiyle unutulmaz bir iz bıraktı.
Ekran dışında barlarda ve Hollywood partilerinde sarhoş kavgalarına karışması, Tierney'in 1950'lerde bir zamanlar parlak olan kariyerine ağır bir darbe vurdu. Alkolün etkisiyle ankesörlü telefonu duvardan söktü, bir garsonun yüzüne şekerlik fırlattı, bir üniversite öğrencisinin çenesini kırdı ve bir taksi şoförünü boğmaya çalıştı. Bu olaylar, onun yeteneğinin gölgesinde kalan kontrolsüz davranışlarının, stüdyoların ondan uzak durmasına neden olduğunu gösteriyor.
Temmuz 1991'de, Reservoir Dogs filminden kovulup aynı gün yeniden işe alınan Tierney, akşam Hollywood'daki dairesinde bir .357 magnum ateşledi ve hafta sonunu hapiste geçirdi. Pazartesi sabahı menajeri tarafından kefaletle serbest bırakılan oyuncu, doğrudan sete döndü. Bu olay, onun ne kadar öngörülemez ve tehlikeli olabileceğini, ancak yapımcıların onun yeteneğine olan ihtiyacını da gözler önüne seriyor.
Reservoir Dogs'un çekimlerinin ilk haftasının ardından, Quentin Tarantino, Tierney'in son derece zorlayıcı tavırları ve neredeyse kavga etmeleri nedeniyle onu kovdu. Ancak aynı gün öğleden sonra, yapımcılar, ortak arkadaşlar ve menajerler arasındaki telefon trafiği sonucu işler yatıştı ve Tierney yeniden işe alındı. Bu olay, onun setlerde yarattığı kaosun boyutunu ve Hollywood'un onunla çalışma konusundaki kararsızlığını ortaya koyuyor.
Tierney, Star Trek'in klasik dizisinde konuk oyuncu olarak yer alan bir avuç Hollywood yıldızından biriydi. The Big Goodbye bölümünde, Dixon Hill'in holodeck rakibi Cyrus Redblock karakterini canlandırdı. Daha sonra Star Trek: Deep Space Nine dizisinin Business as Usual bölümünde de göründü. Bu rolleri, onun bilim kurgu türünde de kendine yer bulabildiğini ve farklı kuşaklara hitap eden bir oyuncu olduğunu gösteriyor.
Tierney'in babası Lawrence H. Tierney, 1930'ların başından 1950'lerin başına kadar New York Şehri Su Kemeri Polis Gücü'nün şefi olarak görev yaptı. Bu güçlü ve otoriter baba figürü, oyuncunun sert ve otoriter karakterlerine ilham kaynağı olmuş olabilir. Ailenin polislik geçmişi, Tierney'in ekrandaki suç ve kanun temalı rollerine derinlik katan bir arka plan oluşturuyor.
1978 yapımı Superman filminde, Daily Planet editörü Perry White rolü için adı geçen isimlerden biriydi. Ancak rol, sonunda Jackie Cooper'a verildi. Tierney'in bu rolü alması, kariyerine yeni bir soluk getirebilirdi; ancak bu şansı elde edemedi. Yine de bu durum, onun dönemin önemli yapımlarında değerlendirilen bir oyuncu olduğunu gösteriyor.
Elia Kazan'ın başyapıtı On the Waterfront'ta mafya avukatı Charlie "The Gent" Malloy rolü Tierney'e teklif edildi. Ancak oyuncu, kendisine önerilen ücretten daha fazlasını isteyince rolü kaybetti. Rolü üstlenen Rod Steiger, bu performansıyla En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Oscar adaylığı elde etti. Bu olay, Tierney'in kariyerindeki en kritik dönüm noktalarından biri olarak kabul edilir; ancak bu hikayenin doğruluğu hiçbir zaman kesin olarak kanıtlanamadı.
Tierney hiç evlenmedi, ancak 1961 doğumlu Elizabeth adında bir kızı oldu. Kızının annesiyle ilişkisi hakkında çok az bilgi bulunuyor. Bu durum, onun özel hayatının ne kadar gizemli ve karmaşık olduğunu gösteriyor.
Tierney, aktörler Scott Brady (gerçek adı Gerard Tierney) ve Edward Tierney'in kardeşiydi. Ailedeki üç kardeş de oyunculuk kariyerini seçti. Scott Brady, özellikle 1950'lerin western ve suç filmlerinde tanınan bir isim oldu. Bu kardeşlik bağı, Tierney'in Hollywood'daki aile bağlarını ve sektördeki köklü geçmişini ortaya koyuyor.
Tierney, 1999 yapımı Evicted filminin yapımcılığını ve finansmanını üstlendi. Reservoir Dogs filminden gelen telif çeklerinin büyük bir kısmını, filmin post prodüksiyon bütçesine aktardı. Bu hareket, onun kariyerinin son dönemlerinde bile bağımsız sinemaya destek olma isteğini ve sektöre olan bağlılığını gösteriyor.
1967 yapımı In the Heat of the Night filminde, küçük kasaba polis şefi Gillespie rolü için düşünülen isimlerden biriydi. Ancak rol, Rod Steiger'a verildi ve Steiger bu performansıyla En İyi Erkek Oyuncu Oscar'ını kazandı. Tierney'in bu rolü kaçırması, onun kariyerinde kaçırdığı fırsatlardan biri olarak değerlendiriliyor.
Lawrence Tierney'in, ünlü aktris Gene Tierney ile hiçbir akrabalık bağı yoktur. Soyadlarının aynı olmasına rağmen, iki oyuncu arasında ailevi bir ilişki bulunmamaktadır. Bu bilgi, hayranların sıkça sorduğu sorulardan birine açıklık getiriyor.
Tierney, aktörler Terence Tierney ve Michael Tierney'in amcasıydı. Yeğenleri de oyunculuk kariyerini seçerek aile geleneğini sürdürdüler. Bu durum, Tierney ailesinin eğlence sektöründeki etkisini ve Lawrence'ın aile içindeki konumunu gösteriyor.
1970 yapımı Joe filmindeki başrol için adı geçen oyunculardan biriydi. Ancak rol, Peter Boyle'a verildi ve Boyle bu performansıyla büyük beğeni topladı. Tierney'in bu rolü alamaması, onun kariyerindeki bir diğer önemli fırsatın kaçması anlamına geliyordu.
1996 yılında, Hollywood'un dublör ve aksiyon oyuncularını onurlandıran Cauliflower Alley Club tarafından Reel Üye olarak kabul edildi. Bu ödül, onun aksiyon ve sert adam rollerindeki katkılarının takdir edildiğinin bir göstergesiydi. Tierney, bu onurla Hollywood'un efsanevi isimleri arasındaki yerini pekiştirdi.
1950'ler boyunca Tierney, sinema filmlerinden çok televizyon dizilerinde kötü adam rollerinde boy gösterdi. Bu dönemde televizyonun yükselişiyle birlikte, birçok antoloji dizisinde ve suç dramasında unutulmaz kötü karakterlere hayat verdi. Bu durum, onun televizyon ekranlarının vazgeçilmez yüzlerinden biri haline gelmesini sağladı.
Tierney, 1982'de hafif bir felç geçirdi. 1995'teki ikinci felç, onun film ve televizyondaki rollerinin yalnızca oturarak veya yatarak oynanmasına neden oldu. 2001'deki üçüncü ve son felç ise onu büyük ölçüde felçli bıraktı ve hayatının geri kalanında bakıma muhtaç hale getirdi. Bu sağlık sorunları, kariyerinin son dönemlerini derinden etkiledi.
Lawrence Tierney, 15 Mart 1919'da Brooklyn, New York'ta saat 18:15'te (EST) doğdu. Bu detay, onun hayatının başlangıcına dair kesin bir bilgi olarak kayıtlara geçti. Doğum saati, astroloji meraklıları için de ilginç bir ayrıntı sunuyor.
Bu sayfadaki bilgiler kaynaklarıyla birlikte derlenir ve düzenli olarak gözden geçirilir. Bir hata gördüysen düzeltme politikamıza göz atabilir, aşağıdaki düğmeyle bize bildirebilirsin.
Hata bildirBu yazıdaki insanlar
Yorumlar
Yorum yazmak için giriş yapın veya üye olun.
Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yaz.
Sansho the Bailiff
South Park
The Bourne Supremacy
Beauty and the Beast
12 Angry Men
A Brighter Summer Day
No Country for Old Men
The Band Wagon
On the Waterfront
Metroid Prime